One Radical Planet

🔒
✇ Baraka Kültür Merkezi

Devrimciler 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne Sahip Çıkmaya Devam Ediyor

By Kamil İpçiler — September 2nd 2019 at 12:41

img1

Başta sendikalar olmak üzere belirli bir kesimin barış mücadelesini masa başı müzakerelere endekslemesi, müzakere süreçlerinin durduğu dönemlerde verdikleri barış mücadelesinin(!) de durmasıyla sonuçlanıyor. Bazı kesimler ise halkların barış talebini, Ankara'nın o dönemki duruşuna göre geri plana atma eğilimi gösterebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda 1 Eylül Dünya Barış Günü ''bayrama denk geliyor'' gerekçeleriyle geçiştirilmeye çalışılmış, ancak Baraka ve Bağımsızlık Yolu sokağı boş bırakmamıştı. Bu yıl bir kez daha -üstelik oldukça kritik bir dönemde- 1 Eylül Dünya Barış Günü'nün organizasyonuyla ilgili söz konusu çevrelerden ses çıkmazken, Bağımsızlık Yolu ve Baraka Kültür Merkezi 1 Eylül'de yine sokaktaydı.

İki örgüt 1 Eylül Dünya Barış Gününde Dışişleri Bakanlığı önünde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Örgütler ayrıca; 1 Eylül'e yönelik bu umursuz tavrın sürmesi durumunda, yanlarına kalbi barış için atan başka kesimleri de alarak 1 Eylül'ün bir kez daha şarkılarla türkülerle kutlanmasını organize edeceklerini duyurdu.

Ortak basın açıklamasını okuyan Bağımsızlık Yolu Örgütlenme Sekreteri Mustafa Keleşzade mevcut bölünmüşlüğün sadece egemenlerin çıkarına olduğunu, adada yaşayan halkların ortak çıkarının federal bir çözümde olduğunu belirtti. Barışı Yaratacak Olan, Halkların Sokaktan Yükselen İradesidir Barışı yaratacak olan iradenin yalnızca müzakere masasında olmadığını belirten Keleşzade, "barış her gün eylemde atılacak ortak bir sloganla, adamızın geleceği için ortak kaygıların eyleme dönüşmesi ile, emekten yana, federal bir düzen için örgütlenenlerin sesinin gürleşmesi ile sokakta kurulacaktır" dedi. Basın açıklamasının ardından "Bağımsız Kıbrıs Bütün Halklar Kardeştir" ve "Yaşasın Halkların Kardeşliği" sloganlarının atılmasıyla eylem sona erdi.   Açıklamanın tam metni şöyle: "Bugün günlerden Pazar, yani dışişleri bakanlığı bugün kapalı, ama zaten son dönemlerde Kıbrıslı Türkler için açık olduğu anlar da zaten bir anlam ifade etmemektedir. Bugün 1 Eylül, yani Dünya Barış Günü. Bugün Kıbrıs Cumhuriyet liderliği koltuğunda federasyon istemeyen, federal bir çözümden kaçmak için ne yapabiliyorsa yapan bir başkan oturmaktadır. Tıpkı kktc dışişleri bakanlığında da olduğu gibi. Fakat bunların hiçbirisi bu adada yaşayan halkların ortak çıkarının federal bir çözümden yana olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Elenlerin birlikte özneleşebileceği ve eşitler olarak adamızın geleceğini birlikte şekillendirebileceği federal bir çözüm oluşmadığı her durum halkların değil, bölünmüşlük üzerinden ultra zenginler haline gelenlerin ve erk sahibi olanların çıkarınadır. Ada sahillerimizi lağıma çeviren otelli kumarhanelerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. Tahsis arsalar üzerine kurulup eğitimle bağını koparıp ticarethaneye dönüşen, çalışanlarının yatırımlarını yapmayan, hatta maaşlarını dahi ödemeyen üniversitelerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. ‘Şükran sana anavatan’ nidaları atarken göçmen emekçileri inşaatlarda öldüren inşaat patronlarının bölünmüşlükten çıkarı vardır. İnsanların dini inançlarını onları birbirine düşürmek için kullanıp, bu yolla maddi çıkar ve statü için statükonun devamını sağlayan Kıbrıs’ın güneyinde kilisenin, kuzeyinde ise Tarikatlar ve mevcut Evkaf yönetiminin başındakilerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. Bölünmüşlükten çıkarı olan bunca güruhun oluşması, bunların kendilerine sözcüler tutmuş olmaları federasyondan vazgeçmeyi değil, federasyondan yana net bir tavır göstermeyi zaruri kılar. Müzakereler sürdükçe, sokakta halkların barış iradesi oldukça iki toplumda da Kıbrıs Cumhuriyetçilerinin ve iki devletçilerin maskeleri düşmektedir ve düşmeye devam edecektir. Bugün adamızın içinden ve dışından şöven odaklar kendi çıkarları doğrultusunda doğalgaz gibi, Maraş gibi konular üzerinden gerilimler yaratmaya çalışmaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde halkın ezici desteği ile seçilmiş müzakereci olan Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ın kuzeyinden, güneyinden ve Ankara’dan çeşitli odalar tarafından bypass edilmeye çalışılmaktadır. Böylesi çabalar halkın iradesine yönelik darbe girişimleridir. Bilinmelidir ki ne müzakere masasının çökertilmesi, ne de şöven unsurların halklar arasında gerilim yaratmak için çabaları başarılı olamayacaktır. Federal bir barışı yaratacak olan halkların sokaktan yükselen iradesidir. Bu irade sadece müzakere masasında değildir, yeni açılan sınır kapıları, telefon şebekelerinin karşılıklı açılması gibi adımlar bu iradenin somutta yansımalarıdır, halkların barışını müzakere masası ile birlikte ortadan kaldırmaya çalışanlar bilmelidir ki barış sadece bir masada oturan iki kişinin atacağı imzalara bağlı değildir. Barış her gün eylemde atılacak ortak bir sloganla, adamızın geleceği için ortak kaygıların eyleme dönüşmesi ile, emekten yana, federal bir düzen için örgütlenenlerin sesinin gürleşmesi ile sokakta kurulacaktır. Sokaklar egemenlerin ve işbirlikçilerin değil, bizlerindir.   Bağımsız Kıbrıs Bütün Halklar Kardeştir" img1 img2
✇ Baraka Kültür Merkezi

Lokmacı Barikatında 1 Eylül Açıklaması: “İnsan Hayatını Dayanışma Kurtarır”

By Kamil İpçiler — September 2nd 2020 at 08:30

1 eylül eylem

Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu üyeleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Lokmacı Barikatı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama esnasında “British Bases Out” ve “Sağlık için İşbirliği’’ şeklinde pankartlar açıldı. Bağımsızlık Yolu üyesi Mustafa Keleşzade’nin okuduğu açıklamada bir yandan Pandemi ve yarattığı kriz ile boğuşulduğuna, diğer yanda bölgemizin doğal kaynaklarının paylaşımı için akbabaların sıraya girdiğine dikkat çekerek, bu durumun 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne her zamankinden de öte bir anlam kazandırmakta olduğu ifade edildi. Açıklamada “Covid 19 bulaşırken Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Elen ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle elimizdeki başta ilaç ve sağlık ekipmanları olmak üzere var olan sınırlı kaynakları paylaşırsak ancak bu süreçten en az zararla çıkabiliriz” ifadelerine yer verilirken, seçimde ve her alanda dış müdahalelere karşı barıştan yana tavır koyma ve en önemlisi halkın iradesini daimi kılmak adına örgütlü mücadeleye katılma çağrısında bulunuldu. Açıklamanın tamamı şöyle:   İNSAN HAYATINI SAVAŞ TAMTAMLARI DEĞİL DAYANIŞMA KURTARIR Her sene dünya tarihinin en kanlı savaşı olan 2. Paylaşım Savaşı’nın başladığı gün olan bugün, yaşanan acıları hatırlamak ve bir daha aynılarını yaşamamak adına Dünya Barış Günü olmuş ve barış için mücadeleye adanmıştır. Zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Dünyayı saran Pandemi, küresel olarak emekçileri etkilemektedir. Zenginler özel adalarında pandeminin geçmesini beklerken, emekçiler ise her zamankinden zor bir yaşam mücadelesi vermektedirler. İşsizlik Kapitalizm tarihinin en uç noktalarına ulaşmanın eşiğindedir. Dünya genelinde ekonomi 2. Paylaşım Savaşı’nın öncülü 1929 Büyük Buhranı’nı hatırlatan günlerden geçmektedir. Adamızın etrafını saran Doğu Akdeniz’in maviliği savaş gemileri ile kirlenmekte, parçası olduğumuz Ortadoğu’da yaşanan emperyal savaşlardan taşan füzeler ise adamızın topraklarına kadar ulaşmaktadır. Savaş tamtamları çevremizi sararken, Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümet edenler çiçekli bahçelerinden savaş kışkırtıcılığı yapmakta, savaş üsleri dağıtmaktadır. Kıbrıs’ın güneyindeki yönetim ise bu sidik yarışında bir adım dahi geri kalmamak adına üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. Bir kez daha kendilerini sırça köşklerinde güvende sananlar “abilerine güvenip” haklarının canlarını hiçe sayan söz ve pratik üretmektedirler. Bir yandan pandemi ve yarattığı kriz, diğer yanda ise bölgemizin doğal kaynaklarının paylaşımı için sıraya giren akbabalar ile Dünya Barış Günü’nü karşıladık. İşte tam da abluka 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne her zamankinden de öte bir anlam kazandırmaktadır. Pandemi dönemi bize göstermiştir ki bu adada yaşayanan halklar olarak insanca bir yaşamı ancak dayanışarak ve paylaşarak elde edebiliriz. Covid 19 bulaşırken Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Elen ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle elimizdeki başta ilaç ve sağlık ekipmanları olmak üzere var olan sınırlı kaynakları paylaşırsak ancak bu süreçten en az zararla çıkabiliriz. Coğrafyamız doğal kaynakların nasıl halkların lanetine dönüşebildiğinin örnekleri ile doludur. Suriye, Irak, Libya, Filistin ve Lübnan bu lanetin halen kanamaya devam eden örnekleri olarak önümüzde durmaktadırlar. Halkların kendi iradelerini dış müdahalelere karşı, paylaşım ve dayanışma ile egemen kılmadıkları durumlarda refah ve ekonomik kalkınma değil kan ve acı halkların kaderini şekillendirmektedir. Bir halkın kazanımı diğerinin kaybı bakış açısı  egemen olduğu sürece hem sağlığımızı, hem de refahımı kaybetmemiz kaçınılmazdır. Akdeniz’in ortasındaki bu küçük adada, yani evimiz Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen halkları olarak geleceğimizi kimsenin değil bizlerin şekillendirebileceğini gösterebilir, halkların ortak yönetimi federal bir çözüm ve barışı egemen kılabilir, bölgemizin şeklillenmesinde bir örnek teşkil edebiliriz. Barış için, dış güçlerin ve sermayedarların değil halkların iradesini egemen kılmak için halkımıza sokakta, seçimde ve her alanda dış müdahalelere karşı barıştan yana tavır koyma ve en önemlisi halkın iradesini daimi kılmak adına örgütlü mücadeleye katılma çağrısında bulunuyuruz. Barış Bizlerin Ellerindedir Yaşasın Halkların Kardeşliği Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu
❌