One Radical Planet

🔒
❌ About FreshRSS
There are new available articles, click to refresh the page.
Yesterday — June 19th 2021Your RSS feeds

Aynı Denizdeyiz, Aynı Gemide Değiliz

By Kamil İpçiler

191795922_919610635252073_4034825240889913112_n

Bu yıl da, Eşcinselliğin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalıktan çıkarılmasının 31. yıldönümü dolayısı ile ülkemizde bir hafta boyunca süren etkinlikler gerçekleştirildi. Pandemi koşullarının LGBTİ+’ları farklı etkilediğini isteyen komite bileşenleri; AYNI DENİZDEYİZ, AYNI GEMİDE DEĞİLİZ teması etkinlikler düzenlediler. Derneğimizin de her yıl yer aldığı 17 Mayıs organizasyon komitesi tarafından düzenlenen Onur Yürüyüşü ise 17 Mayıs günü Dereboyu Çemberinden başlayan Gökkuşağı Zinciri ile Meclise ulaştı. Sokakların gökkuşağı renklerine büründüğü eylem, Meclis önünde okunan basın açıklaması ile son buldu. 192547910_840638719867364_1851074947441002670_n189627231_498329391312311_5359945036343866490_n Komitenin ortak basın açıklaması Onur Haftası etkinliklerinin başlangıcı olan Gökkuşağı Zinciri’ne hoş geldiniz! Bugün Dünya Sağlık Örgütü tarafından eşcinselliğin hastalık olmaktan çıkarılmasının 31. yılı. 17 Mayıs her yıl Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobi Karşıtlığı Gün olarak tüm dünyada anılmaktadır. Kıbrıs’ın kuzey kesiminde ise onur yürüyüşleri eşcinselliğin Ceza Yasası’nda suç olmaktan çıkarıldığı 2014 yılından beridir her yıl düzenlenmektedir. Bu yürüyüşler lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve artıların ayrımcılığa uğramaması ve insan haklarına eşit erişiminin sağlanması için yapılmaktadır. Son yıllarda ise onur yürüyüşleri ve bu kapsamda birçok etkinliği bizler 17 Mayıs Organizasyon Komitesi olarak düzenlemekteyiz. Her yıl çeşitli örgütün bir araya gelerek Kuir Kıbrıs Derneği ile dayanışma içinde düzenlediği bu etkinliklerde hem görünürlük hem de farkındalığı artırmayı amaçlamaktayız. Geçtiğimiz yıl tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 Pandemisinedeniyle etkinliklerimizi online olarak gerçekleştirdik ve Pandemi’nin bizler üzerindeki etkisini tartıştık. Bu bir yıl bizlere göstermiştir ki tüm dünyada Pandemi’den özellikle biz LGBTİ+’lar başta olmak üzere mülteciler, kadınlar, çocuklar, işçi sınıfı, sağlık çalışanları, yaşlılar ve daha birçok dezavantajlı grup olumsuz olarak etkilenmekte ve yöneticiler bu durumu kontrol altına almakta başarısız kalmaktadır. Özellikle Pandemi sürecinde birçok politikacının “Hepimiz aynı gemideyiz” söylemine karşı bizler “Aynı denizdeyiz, aynı gemide değiliz” sloganı ile tepki gösteriyoruz. Özellikle Kuir Kıbrıs Derneği’nin son yıllarda yürütmüş olduğu çalışmalarda da LGBTİ+’ların istihdam, sağlık, barınma, eğitim vb. alanlarda ayrımcılığa uğradığı ve en temel insan haklarının bile ihlal edildiği saptanmıştır. Ülkemizde; - İnterseksler küçük yaşlarda gerekli olmayan tıbbi müdahalelere maruz bırakılmakta, - Birçok trans cinsiyet uyum sürecine ve cinsiyetin hukuken tanınması hakkına erişememektedir, - Eşcinseller ve biseksüeller okullarda, iş yerlerinde, sosyalleşme ortamlarında gizlenmek zorunda bırakılmakta ve açılmalarıdurumunda da büyük risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar, - Özellikle okullarda ve iş yerlerinde LGBTİ+’lar çevresindekiler tarafından zorbalığa, ayrımcılığa maruz bırakılmakta, - Yani özetle bugün heteroseksüel ve natranslara tanınan yasal ve sosyal haklar LGBTİ+’lara tanınmamaktadır. Bu nedenle ayrımcılık son bulana kadar bizler mücadelemize devam edecek ve renklerimizle güçlenerek var olacağız. Gökkuşağı Zinciri ile başlayan Onur Haftası etkinliklerimiz bugünden itibaren 25 Mayıs’a kadar her gün farklı farklı etkinliklerle gerçekleşecektir. Dileyen herkes Kıbrıs’ta 17 Mayıs adlı sosyal medya hesaplarımızdan etkinliklerin detaylarına ulaşabilir. 17 Mayıs Organizasyon Komitesi Bileşenleri: Kuir Kıbrıs Derneği, Mülteci Hakları Derneği, Kadın Eğitimi Kolektifi, VOIS Kıbrıs Uluslararası Öğrenciler, Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu, Akdeniz Avrupa Sanat Merkezi (EMAA), Üçüncü Toplum Örgütü, Kıbrıs Kadın Sağlığı Araştırma Derneği (KISAD), Sol Hareket – Sol Gençlik, Halkın Partisi – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi, Cumhuriyetçi Türk Partisi – Gençlik Örgütü ve Kadın Örgütü, Toplumcu Demokrasi Partisi – Gençlik Örgütü ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi.
Before yesterdayYour RSS feeds

1 MAYIS 2021: “Ultra Zenginler de Bedel Ödesin”

By Zekiye Şentürkler

1

Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu’nun organize ettiği, Kadın Eğitimi Kolektifi’nin de destek belirttiği 1 Mayıs yürüyüş ve etkinliği “Ultra Zenginler de Bedel Ödesin” çağrısıyla gerçekleştirildi. Saat 17.00’de Hastane çemberinde toplanan eylemciler buradan Göçmenköy Çocuk Parkı’na yürüyüş düzenledi. Yürüyüş ve etkinlikte zenginlerden Servet Vergisi alınması, asgari ücretin en düşük kamu maaşına endekslenmesi, sendikasız çalıştırılmanın yasaklanması talepleri dile getirilerek çeşitli sloganlar atıldı. Yürüyüşün ardından Göçmenköy Çocuk Parkı’nda düzenlenen etkinlikle şiirler okunup Sol Anahtarı konseri gerçekleştirildi. Baraka Kültür Merkezi, yine 1 mayıs günü sabahı bazı sendika, dernek ve partilerin organize ettiği, Sarayönü’nde gerçekleştirilen 1 Mayıs mitingine de katılım gösterdi. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

Kültür Derneklerinden Başbakanlık Önünde Eylem: “Tüzük değişikliği yapılmazsa kaybeden kültür ve sanatımız olacaktır”

By Nazen Şansal

2

1

Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 66 dernek adına temsilciler, bugün Bakanlar Kurulu toplantısının yapılacağı Başbakanlık önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını öncesi yapılan konuşmada, ülkemizin doğusundan batısına, halk dansları, fotoğraf, seramik, edebiyat, müzik, tiyatro, kadın çalışmaları ve benzeri alanlarda üretimler yapan ve yüzlerce üyesi bulunan derneklerin ortak bir sıkıntısının dile getirileceği vurgulandı. Pandemi koşulları gereği, toplum sağlığını korumak adına sınırlı sayıda temsilci ile gerçekleştirilen eyleme destek veren turizm emekçilerine ve Bu Memleket Bizim Platformu’na da teşekkür edildi. Serkan Soyalan’ın okuduğu ortak açıklamada; Şubat ayında, Güzel Sanatlarla İlgili Derneklere Yardım Tüzüğü’nde, derneklere hiç danışılmadan değişiklik yapıldığı ve derneklerin Değerlendirme Komisyonu’na seçtiği 5 üyenin iptal edildiği anlatıldı. Komisyonda, Bakanlıkça görevlendirilen 8 üye ile derneklerin demokratik seçimle belirlediği 5 üyenin yıllardır uzlaşı içerisinde çalıştığı vurgulanarak “Pandemi koşullarında devletin, kültür ve sanatı yaşatmak için daha çok destek olması gerekirken böylesi bir değişikliğe gidilmesini ve derneklerin dışlanmasını protesto ediyoruz” denildi. Ayrıca bir süredir Bakan ve Kültür Dairesi Müdürü ile toplantılar gerçekleştirildiği ve bu toplantılardan çıkan sonuçların da takipçisi olunacağı belirtildi. 2 3 Açıklamanın tam metni ise şöyle: Değerli basın emekçileri kültür-sanata duyarlı halkımız, Şubat ayında, Güzel Sanatlarla İlgili Derneklere Yardım Tüzüğü’nde bir değişiklik yapılarak Değerlendirme Komisyonu'na, Kültür-Sanat Danışma Kurulunca seçilmekte olan 5 üyenin iptal edildiğini ve yerine Kültür Dairesi Müdürü tarafından 5 üyenin atanacağını öğrendik. Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki, yıllardır bu alanda aktif olarak çalışan; müzikten halk danslarına, tiyatrodan fotoğrafçılığa, tangodan edebiyata kadar pek çok konudaki üretimlere imza atarak kültür ve sanatın gelişimine katkı yapan onlarca dernek varken hiçbirinin fikri alınmadan böyle bir değişikliğe gidilmesi kabul edilemezdir. Üstelik yasal dayanakla kurulmuş olan ve derneklerin seçilmiş temsilcilerinin de yer aldığı Kültür Sanat Danışma Kurulu, yasa ve tüzük gereği Bakan'a danışmanlık yapmakla görevli ve yetkilidir. Tüzük değişikliğine gidilmeden bu Kurulun görüşünün alınması çok daha doğru ve sağlıklı olurdu. Oysa Bakanlık, bunu yapmadan Güzel Sanatlarla İlgili Derneklere Yardım Tüzüğü’nü değiştirmiştir. Dolayısıyla bu Tüzük değişikliği sadece antidemokratik değil, teamüllere de aykırı olmuştur. Değerlendirme Komisyonu’nda, mevcut tüzüğe göre Bakanlıkça görevlendirilen 8 üye ile Kültür Sanat Danışma Kurulu tarafından demokratik seçimle belirlenen 5 üye, yıllardır uyumlu ve uzlaşı içerisinde çalışmaktaydı. Şimdi bunca zorluğun yaşandığı Pandemi koşullarında devletin, kültür ve sanatı yaşatmak için derneklere daha çok destek olması gerekirken böylesi bir değişikliğe gidilmesini şiddetle kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Mevcut tüzük, devlet olanaklarının, atanmış kişilerin iki dudağı arasından çıkacak keyfi ve partizan kararlarla yürütülmesine alternatif, demokratik, katılımcı ve devlet ile derneklerin işbirliğini hayata geçiren bir tüzük olarak kurgulanmıştı. Ancak yıllar içinde uygulamada ortaya çıkan eksiklikleri gidermenin yolu, kesinlikle dernek temsilcilerinin karar alma süreci dışına atılması olamaz. Hep aynı kişilerin görev yapması bir sorun olarak görülürse, Komisyon üyeliğine belli bir süre sınırı konması gayet uygun, demokratik ve katılımcı bir çözüm olacaktır. Bu amaçla bir süredir Bakan ve Kültür Dairesi Müdürü ile toplantılar gerçekleştirdik ve bir uzlaşı noktası bulmak üzere çeşitli önerilerde bulunduk. Önerilerimiz tümüyle kabul görmedi ancak dün yaptığımız toplantıda Bakan’dan bir söz aldık. Şöyle ki; derneklerin seçeceği sadece 2 kişi arasından Bakanın veya Kültür Dairesi Müdürünün atama yapması şeklinde Tüzüğün değiştirileceği bize açıklandı. Bu yöndeki bir uygulamanın yaratacağı sakıncaları veya sağlayacağı faydayı henüz enine boyuna değerlendirme imkanımız olmasa da ve bu hususta çeşitli dernekler farklı görüşlerde olmakla birlikte, tüm dernekler olarak Bakanın en azından verdiği bu sözü tutmasının takipçisi olacağız. Bu Tüzük değişikliği Nisan ayı sonuna kadar yapılmaz ise sonuçta kaybeden kültür-sanat alanındaki çeşitlilik, çoğulculuk, nitelikli üretimler ve dolayısıyla kültür-sanata duyarlı halkımız olacaktır. Şunu da kaydetmek gerekir ki; kültür ve sanatın gelişmesi için devletin desteği önemli ve gereklidir hatta bu, devletin Anayasal ödevidir. Ancak kültür-sanat, devletin ve resmi ideolojinin uhdesinde olmamalı, farklı ve renkli alternatif seslere ve yaratıcı düşüncelere yer açılmalıdır. Bu açıklamayı yapan kültür-sanat dernekleri olarak, tek derdimiz devletten katkı almak değildir. Elbette parasal destekle üretimlerimiz daha kaliteli olabilmekte, halkımıza daha fazla ulaşabilmekte, gençlerimize, çocuklarımıza ücretsiz etkinliklere dönüşebilmektedir. Ancak bizler, ülkesine, kültürüne ve sanata gönül vermiş kişiler olarak kendi dayanışma ağlarımızla da üretimlerimizi her şekilde sürdüreceğiz. Derdimiz, yıllar içinde mücadele ile kazandığımız demokratik ve katılımcı bir anlayışın, topluma da zarar verecek şekilde otoriter bir zihniyetle değiştirilmiş olmasıdır. Bakanlığı bu konuda verdiği sözü tutmaya ve tüm halkımızı da kültür-sanata sahip çıkmaya çağırıyoruz. Akademi Sanat Derneği Akdeniz Avrupa Sanat Derneği (EMAA) Akçay Kültür Sanat Derneği (AKDER) Alayköy Folklor Derneği Alpay Volkan Kültür Sanat Derneği Alzheimer Derneği AVSAD AYDER Baraka Kültür Merkezi Çatalköy’ü Geliştirme ve Kültür Derneği (ÇADER) Dikmen Gençlik Merkezi Derneği (DİGEM) Dördüncü Duvar Kültür ve Düşünce Derneği Envision Diversity Evrensel Hasta Hakları Derneği Genç Yetenekler Kültür Sanat Derneği Gençlik Merkezi Birliği Girne Gençlik Merkezi Göçmenköy Taşkınköy Kültür Derneği (GÖÇ-TAŞ) Güzelyurt Amatör Sanatçılar Derneği (GASAD) Güzelyurt Atılımcı Sanat Derneği (GASAD) Güzelyurt Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (GÜKAD) Halk Sanatları Derneği (HASDER) Hayata Dokun Hareketi İnönü Gençlik Merkezi Kültür Sanat ve Spor Derneği (İGEM) İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği (İKYD) İskele Kültür Sanat Derneği (İSDER) Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD) Kalkanlı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAYDER) Kıbrıs AB Derneği Kıbrıs Ada Tango Derneği Kıbrıs Edebiyat Derneği Kıbrıs Fotoğraf Sanatı Derneği (KIFSAD) Kıbrıs Havaları Derneği (KIBHAD) Kıbrıs Kâğıt Sanatçıları Derneği Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği Kıbrıs Sanat Derneği Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği Kıbrıs Türk Fotoğraf Derneği Kıbrıs Türk Fransız Kültür Derneği Kıbrıs Türk Kütüphaneciler Derneği Kıbrıs Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (KTÜKD) Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği Kuir Kıbrıs Derneği Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği Lefkoşa Folklor Derneği (FOLKDER) Lefkoşa Folklor ve Gençlik Merkezi (FOGEM) Lirik Şiir Grubu Mehmetçik Kültür ve Dayanışma Derneği Mağusa Kadın Merkezi Derneği (MAKAMER) Mağusa Kültür Derneği Nicosia New Generation Lions Kulübü Özgür Adımlar Kültür ve Sanat Derneği Sevgi Çiçeği Kültür Sanat Derneği (SEÇDER) Sivil Toplum İnisiyatifi Sonare Çoksesli Korolar Derneği Tango Siempre Dans ve Sosyal Aktivite Derneği Turizm ve Folklor Araştırmaları Derneği (TUFAD) Üçüncü Toplum Forumu Üretim Merkezi Yeni Erenköy Kültür ve Sanat Derneği (YENDER) Yunan Dili Derneği (YUDER)   Ayrıca “Bu Memleket Bizim Platformu” da derneklere destek açıklamıştır.    

Yarım Kalan Başkent Tiyatrosu Önünde Monologlar Oynanacak

By Nazen Şansal

barakasokakta_2803199

barakasokakta_2803199

Baraka Kültür Merkezi 27 Mart Cumartesi günü saat 14.00’te Başkent Tiyatro binası önünde tiyatral bir etkinlikle Dünya Tiyatro Günü’nü kutlayacak. Lefkoşa Belediyesi ile işbirliği halinde gerçekleştirilecek olan etkinlikte Shakespeare’den Hamlet, Dinçer Sümer’den Sevtap, Samuel Becket’ten Godot’yu Beklerken tiradları sahnelenecek. Ayrıca Bertolt Brecht’in “Oyun Yazarının Türküsü” adlı şiiri seslendirilecek. Konuk sanatçı Yaşar Ersoy ile Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’nın da konuşma yapacağı etkinliğe tüm sanat severler davet edildi. Konukların, araçlarını Lefkoşa Belediyesinin otoparkına park edebileceği duyuruldu. Baraka Kültür Merkezi Dünya Tiyatro Günü mesajı ise şöyle: Ezberleri bozuyor ve bize biçilen rolleri kabul etmiyoruz! "Tüm dünya bir sahnedir. Ve bütün insanlar sadece birer oyuncu... Girerler ve çıkarlar. Bir kişi, bir çok rolü birden oynar." Shakespeare'in de dediği gibi pek çok rolümüz var şu koca sahnede. Ezberlememiz ve oynamamız istenen, sorgulamadan, itiraz etmeden, değiştirmeden kabullenmemiz beklenen... Önce kandırılan bir çocuk, ardından yenilikçi fikirleri önemsenmeyen bir genç, sonra emeği sömürülen bir emekçi, hakları ihlal edilen bir vatandaş, doğası bozulan bir insan, en sonda da tecrübeleri hiçe sayılıp yalnızlığa mahkûm edilen bir ihtiyar rolü biçiliyor bizlere. Oysa sanat ve sanatçı her şeyden önce sorgulayan ve toplumu ileriye götürmeye çalışandır. Otoriteye, baskıya, dayatmaya itirazı olan; özgürlükçü ve aydınlık fikirleri, barış ve kardeşlik istencini, toplumun çeşitli renkleriyle birlikte hayata bulaştırmaya çalışandır. "Ben" değil "biz" diyen, başkasının derdini de sahneye, melodiye, tuvale, kâğıda, ekrana taşıyandır. "Tüm sanatlar, sanatların en büyüğü olan yaşam sanatına katkıda bulunmalıdır" diyordu Bertolt Brecht. Bizler de tiyatroya gönül vermiş kişiler olarak ülkemizde ve dünyada daha eşit, daha adil, daha özgür ve bağımsız "başka bir hayat"ın mümkün olduğunu biliyor ve sanatımızı bu güzel günlerin hizmetine sunuyoruz. Pandeminin yarattığı olumsuzluklara ve hükümetlerin bu süreci yönetmekteki başarısızlığına rağmen tiyatroyu; insanlığın doğuşundan bu yana var olan bu sanatı, yaşatmanın yollarını arıyoruz. Hükümetler, yeni tiyatro binaları yapmak, sağlık koşullarına uygun açık hava sahneleri düzenlemek yerine Pandemide ilk olarak sanatı gözden çıkarıp tiyatroları kapatıyorlar. Özerk tiyatro yasası yapmak ve sanatı özgürleştirmek yerine sadece sanat severMİŞ gibi görünüp, üstüne bir de dernek tiyatrolarına yapılacak katkıları kesmenin tüzüklerini yapıyorlar. Çünkü boyun eğmeyen ve İNSANI İNSANA İNSANLA ANLATAN bu sanatın gücünden korkuyorlar. Sadece kendilerine tabi olacak, sahibinin sesini sahneye taşıyacak bir tiyatro istiyorlar. Bunun için bize bir ezber yaptırıp verdikleri rolleri oynamamızı bekliyorlar. Ama biz, seyirci kalmayan seyircilerimizle birlikte, ezberleri bozuyor bize biçilen rolleri kabul etmiyoruz! Barış içinde, özgür, eşit ve adil bir toplum için, doğanın ve insanın sömürülmediği bir dünya için "yaşasın tiyatro, yaşasın hayat" diyoruz! Tüm tiyatro emekçilerinin ve seyircilerinin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun. 55627831_627398437719749_508467356968681472_n-678x381    

Baraka’dan Dünya Tiyatro Günü Etkinliği

By Nazen Şansal

event

afisyasarersoylu

Baraka Tiyatro Ekibi, Dünya Tiyatro gününde seyircisiyle buluşuyor. 27 Mart Cumartesi günü saat 14.00’te başlayacak olan etkinlik bu sene farklı bir temada, yarım kalan Başkent Tiyatro binası önünde gerçekleştirilecek. Lefkoşa Belediyesi otoparkının yanında yer alan çıkmaz sokakta çeşitli tiyatral etkinlikler ve konuşmalar yer alacak. Lefkoşa Türk Belediyesi işbirliği ile açık havada ve Pandemi önlemlerine uygun olarak yapılacak etkinlikte çeşitli oyun yazarlarının eserlerinden seçilen monologlar (tiradlar) ve tiyatro ile ilgili şiirler sahnelenecek. Ayrıca konuk sanatçı Yaşar Ersoy ile Belediye Başkanı Mehmet Harmancı da etkinliğe katılarak konuşma yapacak. Dernekten yapılan açıklamada, sanata en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde tüm tiyatro severlerin davetli olduğu duyuruldu.  

event

 

Baraka’dan Kulak Tiyatrosu (Podacto)

By Nazen Şansal

afiş 1

afiş 1    afiş 2 Baraka Tiyatro Ekibi, bir yandan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde seyircisiyle buluşmak için hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da Pandemi koşullarında tiyatro severlere ulaşmanın bir aracı olarak “arkası yarın” formatında radyo tiyatrosu yayınladı. Podacto olarak da tanımlanan kulak tiyatrosu, derneğin Youtube ve Facebook sosyal medya hesaplarından ayrıca Spotify ve Anchor gibi dijital ses platformlarından dinlenebilir. “Zaman Makinesi” ismli, 4 kısa bölümden oluşan ve Kıbrıs ağzı seslendirilen oyun, “Zeytinyağlı Saç Gatmeri”, “Vakitsiz Aşk”, “Bundo Bundo Bundo” ve “Sarfoşum Amman” adlı skeçlerden oluşuyor. Günümüzde başlayıp 1970’lere giden oyun, dinleyicileri, adamızın kültürü ve yakın tarihi ile dolu bir gezintiye çıkartıyor. Nazen Şansal’ın yazdığı “Zaman Makinesi”ni seslendirenler: Fatoş Muhtaroğlu, Feray Karahüseyin, İncilay Gök, Merin Olgun, Sezgin Keser, Sözalp Kahvaltıcı, Şifa Alçıcıoğlu ve Tahsin Oygar. Müziklerinin Sol Anahtarı’nın Kıbrıs şarkılarından seçildiği, afiş tasarımını Mustafa Batak’ın yaptığı oyunun kayıt ve ses montajı ise Ahmet Güvenler ve Tahsin Oygar tarafından gerçekleştirildi. afiş 3   afiş 4    

8 Mart’ta Kadınlar Sokaklarda Haykırdı: “Saray Değil Sığınmaevi”

By Zekiye Şentürkler
8 Mart Organizasyon Komitesinin (Kadın Eğitimi Kolektifi, Bağımsızlık Yolu, Baraka Kültür Merkezi, GÜÇ-SEN, HAK-SEN, KTOEÖS, TDP, TDP TOCEK, TDP GENÇLİK), pandemi koşullarına uygun bir şekilde düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü yürüyüşü, Lefkoşa’da maskeli ve mesafeli bir şekilde gerçekleştirildi. Pronto çemberinden başlayıp Meclis önünde biten yürüyüşün başında Ekmek ve Güller adlı şiir okunarak kadın […]

“Ataerkil Kapitalizmin Maskesini Düşürüyoruz, Mesafe Koyuyoruz, Bu Sömürü Düzenini Yıkıyoruz!”

By Zekiye Şentürkler

resim

Yıllardır başımıza bela olan ataerkil kapitalizm, pandemi döneminde biz kadınların yaşamını daha da güçleştirdi. Kimimiz şiddet gördüğümüz eve kısıldık, kimimiz işsiz kaldık, kimimiz tüm ailenin hizmetçiliğini 7/24 üstlenmek durumunda bırakıldık, kimimiz patronun katmerlenen sömürüsüne mecburen boyun eğdik. Koronanın yükü bizim omuzumuzda ama mutfaktaki tencere ne hükümetin ne de patronların umurunda! Hayat gittikçe pahalılaşırken asgari ücret yerinde sayıyor. Hasta veya karantinada olup işe gidemeyenler, iş güvenceli olan şanslı bir kesimden değilse maaşını alamıyor, yoksulluğa mahkum ediliyor. Sağlık çalışanı kız kardeşlerimiz, "beyaz melekler" bir yandan hükümetin basiretsizliği bir yandan da hastanelerimizdeki imkansızlıklar içinde sürdürüyor kutsal görevini. Gece kulüpleri, hükümetin ve pezevenklerin, kadınların insan haklarını ihlal etmeleri yetmezmiş gibi, seks işçilerinin/kölelerinin sağlığını da tehlikeye atarak, bu dönemde dahi en son kapanan, ilk açılan ve hiç denetlenmeyen yerlerden biri oluyor. Bir yandan muhafazakarlaşma dayatılıp lüzumlu-lüzumsuz camiler yapılırken, artan şiddet vakalarına rağmen sosyal hizmetlere ve sığınma evine bütçe ayrılmıyor. İzolasyon ve yalnızlık yavaş yavaş tüm toplumu sarıp sarmalıyor ve bu da kolektivitenin ve dayanışmanın gücünden korkan sistemin işine geliyor. Kısacası maske-mesafe-hijyen diye bas bas bağıran pandemi dönemi aslında patriyarkal kapitalizmin maskesini düşürüyor. Kadınların, kendilerini iki kez ezen bu sisteme, daha bir mesafelenmesini sağlıyor. Ve eşitsiz cinsiyet rollerinin hijyen sağlama görevini verdiği biz kadınlar, maskesini düşürüp mesafe koyduğumuz ataerkil kapitalizmi yıkıyoruz! 8 Mart'ta sokağa çıkıyoruz! 17.30'da Pronto çemberinde buluşup "artık yeter!" diye haykırıyoruz. Çünkü koronanın aşısı var ama ataerkinin ve emek sömürüsünün mücadele dışında bir ilacı yok! Baraka Kültür Merkezi

Baraka Tiyatro Ekibi’nden “Zaman Makinesi” İsimli Podacto (Radyo Tiyatrosu)

By Nazen Şansal

hqdefault

görsel

Baraka Tiyatro Ekibi, salonlarda seyirci ile buluşmanın mümkün olmadığı Pandemi koşullarında, tiyatro severlere ulaşmanın bir aracı olarak radyo tiyatrosu hazırlıklarını tamamladı. Podacto olarak da tanımlanan kulak tiyatrosu, önümüzdeki günlerde çeşitli ses platformlarından ve Baraka Kültür Merkezi’nin sosyal medya hesaplarından dinleyicilerin beğenisine sunulacak. Ayrıca radyo kanallarına da dağıtımı yapılacak. Nazen Şansal’ın yazdığı “Zaman Makinesi”ni seslendirenler; Fatoş Muhtaroğlu, Feray Karahüseyin, İncilay Gök, Merin Olgun, Sezgin Keser, Sözalp Kahvaltıcı, Şifa Alçıcıoğlu ve Tahsin Oygar. Müziklerinin Sol Anahtarı’nın Kıbrıs şarkılarından seçildiği, afiş tasarımını Mustafa Batak’ın yaptığı oyunun kayıt ve ses montajı ise Ahmet Güvenler ve Tahsin Oygar tarafından gerçekleştirildi.

afiş 1

“Arkası Yarın” formatında hazırlanan radyo tiyatrosu, “Zeytinyağlı Sac Gatmeri”, “Vakitsiz Aşk”, “Bundo Bundo Bundo” ve “Sarfoşum Amman” adlı bölümlerden oluşuyor ve Kıbrıs tarihi ve kültürü ile ilgili öğeler içeriyor. Ülkemiz radyo tiyatrosunun ilklerinden “Alikko ile Caher”den de bir kesit içeren ve Kıbrıs ağzıyla seslendirilen oyunun konusu ise şöyle: Mucit Arif, yaşlı annesini korona riskinden kurtarmak ve geleceğe götürmek amacıyla zaman makinesini icat eder. Ancak komşuları İncilay yanlışlıkla 1970 yılına gider ve Kıbrıslı Türk halkının o dönemdeki sosyo-ekonomik yaşamına tanık olur. Dönemin günümüz ile benzerliklerini de fark eden İncilay, kendini bir aşk hikâyesinin içinde buluverir. Bakalım makinenin sırrını çözüp kendi zamanına geri dönmeyi başarabilecek midir?  

“Ay Batarken” Oyunu Youtube’dan Seyirciye Sunuldu

By Nazen Şansal

55475321_2481405055203189_3183348503308926976_n

131893875_4036613233015689_2392845584910386466_o

Baraka Tiyatro Ekibi’nin hazırladığı “Ay Batarken” adlı oyun, geçen hafta AKM’de gerçekleşen prömiyerin ardından Youtube’dan da seyirciye sunuldu. Paylaşımda: “Steinbeck’in, halkların bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerine bir örnek, belki de bir ışık olabilecek Ay Batarken adlı eseri, umudumuzla, sevgimizle, dayanışmamızla, kavgamızla yaşadığımızı bize bir kere daha hatırlatıyor.” ifadelerine yer veriliyor. Baraka Kültür Merkezi Youtube kanalından paylaşılan oyun,  John Steinbeck’in aynı adlı romanından sahneye uyarlanmış ve korona koşullarında, küçük gruplar halinde çalışılarak film şeklinde montajlanmıştı. https://www.youtube.com/watch?v=vqpH-_0V474&feature=youtu.be&fbclid=IwAR2vysuo-LTACVps_d8kRMG2TvGq5WbdYjtfQntizrZ_6W30cnhQqsJNSH8 Ekibin yeni oyunu Podacto (Radyo Tiyatrosu) şeklinde hazırlanıyor Tiyatronun ışığında yeniden buluşana kadar evlere konuk olan Baraka Tiyatro Ekibi’nin geçmiş sezonlardaki oyunları da derneğin Youtube kanalından izlenebilir. Ekibin yeni sezon oyunları ise sokak tiyatrolarının yanı sıra Podacto (Radyo Tiyatrosu) şeklinde hazırlanıyor. 3 55475321_2481405055203189_3183348503308926976_n  

“Ay Batarken” Oyununun Prömiyeri Yapıldı

By Nazen Şansal

1

1

Baraka Tiyatro Ekibi’nin hazırladığı “Ay Batarken” adlı oyunun prömiyeri, video gösterimi şeklinde AKM’de gerçekleştirildi. John Steinbeck’in yazdığı romandan sahneye uyarlanan tek perdelik oyun, Baraka oyuncuları tarafından küçük gruplar halinde biraraya gelerek çalışılmış ve film şeklinde montajlanmıştı. Oyuncuların da katılımıyla, biletsiz ve ücretsiz olarak gerçekleşen etkinlikte dernek adına konuşma yapan Nazen Şansal, koronanın karanlığına rağmen sanatın aydınlığında, tiyatronun ışığında buluşan katılımcılara teşekkür etti. 2004 yılında kurulan Baraka Tiyatro Ekibi’nin çalışmaları ve oyunun hazırlık süreci hakkında bilgilerin paylaşıldığı konuşmada, Steinbeck’in Avrupa'nın pek çok ülkesinde illegal olarak basılıp milyonlara ulaşan işgal karşıtı bu önemli eserinin ülkemiz seyircisine de çok şey ifade edeceği kaydedildi.

3

Oyun Youtube’dan paylaşılacak Kültür Dairesi'nin katkılarıyla hazılranan “Ay Batarken” oyununun, derneğin Youtube kanalından da paylaşıma açılacağı belirtildi. Oyunun konusu ise şöyle: Geçimini madencilikle sağlayan ve uzun yıllardır savaş görmemiş huzurlu bir kasaba, askeri bir birlik tarafından apansız işgal edilir. Savaş nedir bilmeyen kasabalıların beklenmedik şekilde karşı karşıya kaldığı bu olay, dışarıdan gelen düşmanın yanı sıra içlerinden çıkan hainlerin de keşfi anlamına gelmiştir. Sakin, sıradan ama bağımsızlığına düşkün bu insanların zamanla hararetlenen sessiz mücadelesi, bardağı taşıran son damlayla, gözüpek bir meydan okumaya, öfkeli bir direnişe dönüşür. 2    4  

Baraka Tiyatro Ekibi’nden Video Şeklinde Tiyatro Gösterimi: “Ay Batarken”

By Nazen Şansal

128764800_2125185924283180_4580010774392254334_n

129365477_129685708753929_1864839998158285385_n

Baraka Tiyatro Ekibi, 15 Aralık Salı akşamı saat 20.00’de Lefkoşa AKM’de video şeklinde bir tiyatro gösterimi gerçekleştirecek. John Steinbeck’in yazdığı romandan sahneye uyarlanan “Ay Batarken” isimli tek perdelik oyun, Baraka oyuncuları tarafından küçük gruplar halinde biraraya gelerek çalışıldı ve video kayıt yapıldı. Film şeklinde montajlanan “Ay Batarken”, oyuncuların da katılımıyla AKM’de prömiyer yapıyor. Biletsiz ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek gösterime, pandemi önlemlerine uygun olarak maskeli ve sınırlı sayıda seyirci alınacak. Bu nedenle oyunu izlemek isteyen sanat severlerin 19.45’te AKM’de olması tavsiye edildi. Kültür Dairesi’nin maddi katkılarıyla hazırlanan ve yaklaşık 1 saat 15 dakika süren video-oyunun konusu ise şöyle: Geçimini madencilikle sağlayan ve uzun yıllardır savaş görmemiş huzurlu bir kasaba, askeri bir birlik tarafından apansız işgal edilir. Savaş nedir bilmeyen kasabalıların beklenmedik şekilde karşı karşıya kaldığı bu olay, dışarıdan gelen düşmanın yanı sıra içlerinden çıkan hainlerin de keşfi anlamına gelmiştir. Sakin, sıradan ama bağımsızlığına düşkün bu insanların zamanla hararetlenen sessiz mücadelesi, bardağı taşıran son damlayla, gözüpek bir meydan okumaya, öfkeli bir direnişe dönüşür. John Steinbeck'in en önemli eserlerinden biri sayılan ve Nazi Almanyası'nın çizmesi altında ezilen Avrupa'nın pek çok ülkesinde illegal olarak basılıp milyonlara ulaşan Ay Batarken, askeri bir işgalin hikâyesini anlatıyor. Steinbeck, bu eseriyle direnişçilere hem umut vermiş hem de ilham kaynağı olmuştur. Zorbalığın olduğu yerde direnişin ve özgürlük mücadelesinin en doğal hak haline gelişi Ay Batarken'de evrensel bir kurala, günümüze de ışık tutan bir gerçekliğe dönüşüyor.    

Baraka TV Yayında

By Kamil İpçiler

126261744_3962896440387369_4713561802451389535_o

Sosyal medyanın yaşamımızın büyük bir parçası olduğu günümüzde, Baraka Kültür Merkezi, sözünü fikrini söylemek, halkın sorunlarını dile getirmek, üretimlerini paylaşmak, keyiflenmek ve keyiflendirmek için “Baraka Tv” yayınlarına başladı. Her hafta Salı günleri farklı bir programın yayınlanacağı Baraka Tv’de gündemi ve toplumsal durumların konuşulacağı “Bahcada 10 Tayka”, farklı içeriklerdeki makalelerin okunacağı “Neçin da den”  ve neşeli, sorgulayıcı ve eğitici çocuk hikayelerinin paylaşılacağı “Baraka Çocuk” artık sizlerle. Baraka Tv yayınlarına Baraka Kültür Merkezi’nin Facebook ve Youtube sayfalarından ulaşılabilirsiniz.

Baraka Tiyatro Ekibi’nden Lefkoşa Çarşısında Kadına Şiddetle İlgili Sokak Tiyatrosu

By Nazen Şansal

xx

xx

Baraka Tiyatro Ekibi, 21 Kasım Cumartesi günü Lefkoşa çarşısında kadına şiddetle ilgili sokak tiyatrosu gerçekleştirecek. Saat 14.00’te Sarayönü’nde, 14.30’da ise Büyük Han’da yer alacak olan gösteri esnasında 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Yürüyüş için çağrı da yapılacak. Kadın Eğitimi Kolektifi’nin davetiyle biraraya gelen çeşitli örgütler, 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü’nde Dereboyu’nda bir yürüyüş gerçekleştirecekler. Eylemi desteklediğini açıklayan Baraka Tiyatro Ekibi, kadına yönelik farklı şiddet türlerinin resmedildiği kısa bir gösteriyle sokakta olacak.  

İzle-Tartış’ta SEÇİLMİŞ / The Giver Filmi İzlenecek

By Pınar Piro

seçilmiş2

seçilmiş-the giver Her ayın ilk Cumartesi akşamı ücretsiz olarak gerçekleşen İzle-Tartış etkinliği kapsamında 7 Kasım Cumartesi akşamı The Giver filmi izlenecek. Savaşlar nedeniyle yok olup yeniden kurulmuş geleceğin dünyasında mükemmel bir sistem kurulması amaçlanmış ve savaşları, insanlara acı veren her olayı önleyici önlemler alınarak toplum yeniden şekillendirilmiştir. İnsanlar arasındaki farkların kaldırılarak aynılığın (sameness) sağlandığı, özel hayatın ve seçimlerin engellendiği bu sistem Yaşlılar adı verilen bir grup insan tarafından yönetilmektedir. Bu düzenin insanlık için en iyi sistem olduğuna inanan insanlar artık acı çekmeyecekler, savaşlar sonucunda yok olma tehlikesi yaşamayacaklardır. Bunun tabii ki büyük bir bedeli de vardır. Acının, öfkenin, kederin ve diğer duyguların olmadığı topluluk halinde yaşayan bir Dünya’nın nasıl olabileceğini birlikte izlemek ve farklılıkların renkliliğini ve gerekliliğini tartışmak isteyen herkesi 7 Kasım akşamı 19:00’da Baraka lokaline bekleriz.

Baraka Okuma-Tartışma Grubu Kral İsimli Romanı Okuyor

By Mustafa Batak

Zeki Erkut afiş 2

Baraka Okuma-Tartışma Grubu, bir süredir gerçekleştirdiği makale okumalarına ara verip Khora Yayınları’ndan çıkan Kral isimli romanı okuyor. Zeki Erkut’un kaleminde çıkan Kral, Leymosunlu bir müzisyenin mecburi göç sonrası Girne’de tutunmaya çalışmasının hikâyesini anlatıyor. Politik arka planı ile yakın tarihimize, bilhassa da 1974 sonrasına ayna tutuyor. Ganimet kültürünün kök saldığı, insani değerlerin yitirilerek yozlaşmanın yaşandığı bir dönemde sanatçı duyarlılığına sahip bir müzisyen, yeniden şöhreti yakalamak için mücadele etmektedir. Abisi, teşkilata sadık bir düzen adamı iken Kral anılarına sadık bir duygu insanıdır ve abisinin değil yüreğinin sesini dinler. İki aşk arasında, iki şehir arasında, iki yaşam arasında sıkışan Kral, ekmeğini denizden çıkaran balıkçılarla, kardeşlikten öte dostluklarla tanışır; köşeyi dönmeye çalışan düzenbazlarla, derin devletin karanlığıyla boğuşur. Okuru soluk soluğa bırakacak temposu ile sürekli içine çeken bu romanı gelin birlikte okuyup, tartışalım. Her çarşamba 18.30 ile 19.30 saatleri arasında Baraka lokalinde gerçekleşecek okumalara sizler de davetlisiniz.

İzle-Tartış’ta Rüzgarı Dizginleyen Çocuk İzlendi

By Pınar Piro

AF604BB9-7AC0-48AB-AC35-208C01467B2F

AF604BB9-7AC0-48AB-AC35-208C01467B2FHayat sürekli zorluklar sunar ve biz de çözüm yolları ararız. 3 Ekim Cumartesi akşamı Baraka’da Rüzgarı Dizginleyen Çocuk filmi izlendi. Afrika’nın Malavi bölgesinde geçen ve gerçek bir hikayete dayanan film, katılımcılara,  ülkelerinde yaşanan kıtlık nedeni ile hasat alamayan ve böylece de okula gidemeyen bir çocuğun hikayesini anlattı. Yılın her mevsimi hasat alabilmek için köy halkının suya ihtiyacı vardı. Su getirebilmek için de enerjiye. William, rüzgar gülünün buna çözüm olabileceğini anladığı zaman tüm zamanını buna ayırdı ve sonuç da başarılı oldu. 2002 yılını yansıtan film, izleme sonrası gerçekleşen tartışma kısmında, takvimde aynı yılı yaşayan insanların birbirinden uzakta farklı zamanları yaşadığı hakkında sohbet edildi. Ancak bunca farklılığa rağmen film, yöneticilerin seçilme uğruna ezilenleri görmezden gelmesinin, eğitimde ücret sisteminin en çok da çocuklara zarar vermesinin, geçimini tarımla sağlayan emekçilerin hükümet tarafından gereken ilgiyi görememesinin yıl, zaman ve coğrafya farketmeksizin heryerde aynı yaşandığı da üzerinde durulan bir konuşma zemini yarattı. Kasım ayından izlenmek üzerine önerilen filmler arasından da The Giver filminin izlenmesine karar verildi.  Bir ülkede yaşanan kaoslar sonucu ülke “yaşlılarının” herkesi eşitlediği ve neredeyse herşeyi yasakladığı bir düzeni izlemek isteyen herkesi 7 Kasım Cumartesi 19:00’da Baraka lokaline bekleriz.

Baraka’dan Tiyatroların Kapalı Gece Kulüplerinin Açık Olmasına Oyunlu Protesto

By Nazen Şansal

safe_image

 

 safe_image

Baraka Tiyatro Ekibi, hükümetin pandemi sürecini doğru yönetemediğini ve bu sebeple pek çok kesimin ekonomik sorunlarla boğuştuğunu vurgulayarak sanatın da darbe aldığını belirtti. #SanatKulüpte adlı kısa bir oyun yazıp oynayarak hükümetin bu tutumunu protesto eden Baraka’dan yapılan açıklama ise şöyle: “Hükümet, uzun süreceği belli olan pandemi koşullarında sahne sanatlarının devam edebilmesi için açık hava sahneleri veya oyuncu ve seyirciler için tedbirlerin alınmasına uygun salonlar yaratacağı yerde çareyi tiyatroları, sinemaları kapatmakta, konserleri yasaklamakta buluyor. Çünkü sanat, hem eleştirel gücünden korktukları hem de ilk gözden çıkardıkları oluyor. Buna karşın yakın geçmişe kadar casinolar açıkken, kadınların seks kölesi gibi çalıştırıldıkları gece kulüpleri ise hâlâ faaliyettedir. Bu sebeple hazırladığımız #SanatKulüpte adlı bir skeçle hükümeti protesto ediyoruz.” Politik komedi türündeki #SanatKulüpte skeci, Baraka Kültür Merkezi Facebook ve Youtube hesaplarından izlenebilir.

İzle Tartış’ta Rüzgarı Dizginleyen Çocuk İzlenecek

By Pınar Piro

rüzgarıdizginleyençocuk

rüzgarı dizginleyen çocukBaraka Kültür Merkezi’nin ücretsiz İzle-Tartış etkinliğinde, 3 Ekim Cumartesi akşamı Rüzgarı Dizginleyen Çocuk filmi izleniyor. Gerçek bir hayat hikayesinin sinemaya uyarlanmasıyla ortaya çıkan Rüzgarı Dizginleyen Çocuk filminde William Kamkwamba’nın hayat hikayesi anlatılıyor. Film Kenya’da yaşayan bir kabilenin kuraklık ve açlıktan ölmek üzerelerken bir çocuk tarafından kurtulmasını anlatıyor. O çocuk William Kamkwamba’nın ta kendisi. William Kamkwamba lise çağlarındayken köylerine gelen bir tütün firması köydeki tüm ağaçları keser. Ağaçların kesilmesi köylünün mahsulüne büyük bir zarar verir. Zaten sıcak ve kurak bir memleket olan Kenya’da kesilen birkaç ağaç bile kuraklığa sebep oluyor.Bunca yokluk içerisinde okumayı hiçbir zaman terk etmeyen Kamkwamba fizik kitapları okuyarak kendini geliştiriyor ve kabilenin hayatını değiştirecek işler başarıyor. William ve ailesinin yaşadıklarını, kabiledeki ezen ve ezilen ilişkisini birlikte izleyip, günümüzle ilgili sohbet etmek isteyen herkesi 3 Ekim Cumartesi akşamı 20:00’de lokalimize bekleriz.

İZLE-TARTIŞ’TA TAVŞAN JOJO İZLENECEK

By Pınar Piro

tavşan jojo

tavşan jojoSerin bir Eylül akşamında bahçede sinema izlemeye ve ardından da film üzerine tartışmaya ne dersiniz? Her ay ücretsiz ve biletsiz olarak gerçekleştirilen, açık havada sosyal mesafe kuralları çerçevesinde film izlenen İzle-Tartış etkinliğinde 5 Eylül akşamı Tavşan Jojo filmi gösteriliyor. 2. Dünya Savaşı sonlarında Nazi öğretisiyle yetişmiş 10 yaşındaki kahramanımız Jojo, ari ırka layık bir Alman ve başarılı bir asker olmaya çalışmaktadır. Sorgulamayan, kendisine öğretilenleri olduğu gibi kabullenen Jojo’nun bu yolda eğitmeni, en büyük destekçisi ve kılavuzu hayali arkadaşı Adolf Hitler’dir. Yorulduğunda, yılgınlığa düştüğünde arkadaşı Adolf hemen yanında canlanmaktadır. Adolf’la arkadaşlıkları bu kadar iyi giderken günün birinde savaş karşıtı annesinin evlerinin çatı katında sakladığı Yahudi bir kız olan Elsa’yla karşılaşır. Elsa’yı ele verip vermemek arasında kalan Jojo için Yahudi düşmanlığını ve bu yaşına kadar öğrendiklerini sorgulamaya başlayacağı yeni bir arkadaşlık ilişkisi başlamıştır. Jojo’nun iç dünyası üzerinden savaşın yıkımlarını, vahşeti, Nazi öğretisinin çocuklar üzerindeki etkisini mizahi bir dille anlatan bu filmi birlikte izlemek isteyen herkesi 5 Eylül Cumartesi akşamı 20:00’de Baraka Kültür Merkezi lokaline bekleriz.  

Lokmacı Barikatında 1 Eylül Açıklaması: “İnsan Hayatını Dayanışma Kurtarır”

By Kamil İpçiler

1 eylül eylem

Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu üyeleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Lokmacı Barikatı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama esnasında “British Bases Out” ve “Sağlık için İşbirliği’’ şeklinde pankartlar açıldı. Bağımsızlık Yolu üyesi Mustafa Keleşzade’nin okuduğu açıklamada bir yandan Pandemi ve yarattığı kriz ile boğuşulduğuna, diğer yanda bölgemizin doğal kaynaklarının paylaşımı için akbabaların sıraya girdiğine dikkat çekerek, bu durumun 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne her zamankinden de öte bir anlam kazandırmakta olduğu ifade edildi. Açıklamada “Covid 19 bulaşırken Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Elen ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle elimizdeki başta ilaç ve sağlık ekipmanları olmak üzere var olan sınırlı kaynakları paylaşırsak ancak bu süreçten en az zararla çıkabiliriz” ifadelerine yer verilirken, seçimde ve her alanda dış müdahalelere karşı barıştan yana tavır koyma ve en önemlisi halkın iradesini daimi kılmak adına örgütlü mücadeleye katılma çağrısında bulunuldu. Açıklamanın tamamı şöyle:   İNSAN HAYATINI SAVAŞ TAMTAMLARI DEĞİL DAYANIŞMA KURTARIR Her sene dünya tarihinin en kanlı savaşı olan 2. Paylaşım Savaşı’nın başladığı gün olan bugün, yaşanan acıları hatırlamak ve bir daha aynılarını yaşamamak adına Dünya Barış Günü olmuş ve barış için mücadeleye adanmıştır. Zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Dünyayı saran Pandemi, küresel olarak emekçileri etkilemektedir. Zenginler özel adalarında pandeminin geçmesini beklerken, emekçiler ise her zamankinden zor bir yaşam mücadelesi vermektedirler. İşsizlik Kapitalizm tarihinin en uç noktalarına ulaşmanın eşiğindedir. Dünya genelinde ekonomi 2. Paylaşım Savaşı’nın öncülü 1929 Büyük Buhranı’nı hatırlatan günlerden geçmektedir. Adamızın etrafını saran Doğu Akdeniz’in maviliği savaş gemileri ile kirlenmekte, parçası olduğumuz Ortadoğu’da yaşanan emperyal savaşlardan taşan füzeler ise adamızın topraklarına kadar ulaşmaktadır. Savaş tamtamları çevremizi sararken, Kıbrıs’ın kuzeyinde hükümet edenler çiçekli bahçelerinden savaş kışkırtıcılığı yapmakta, savaş üsleri dağıtmaktadır. Kıbrıs’ın güneyindeki yönetim ise bu sidik yarışında bir adım dahi geri kalmamak adına üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. Bir kez daha kendilerini sırça köşklerinde güvende sananlar “abilerine güvenip” haklarının canlarını hiçe sayan söz ve pratik üretmektedirler. Bir yandan pandemi ve yarattığı kriz, diğer yanda ise bölgemizin doğal kaynaklarının paylaşımı için sıraya giren akbabalar ile Dünya Barış Günü’nü karşıladık. İşte tam da abluka 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne her zamankinden de öte bir anlam kazandırmaktadır. Pandemi dönemi bize göstermiştir ki bu adada yaşayanan halklar olarak insanca bir yaşamı ancak dayanışarak ve paylaşarak elde edebiliriz. Covid 19 bulaşırken Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Elen ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle elimizdeki başta ilaç ve sağlık ekipmanları olmak üzere var olan sınırlı kaynakları paylaşırsak ancak bu süreçten en az zararla çıkabiliriz. Coğrafyamız doğal kaynakların nasıl halkların lanetine dönüşebildiğinin örnekleri ile doludur. Suriye, Irak, Libya, Filistin ve Lübnan bu lanetin halen kanamaya devam eden örnekleri olarak önümüzde durmaktadırlar. Halkların kendi iradelerini dış müdahalelere karşı, paylaşım ve dayanışma ile egemen kılmadıkları durumlarda refah ve ekonomik kalkınma değil kan ve acı halkların kaderini şekillendirmektedir. Bir halkın kazanımı diğerinin kaybı bakış açısı  egemen olduğu sürece hem sağlığımızı, hem de refahımı kaybetmemiz kaçınılmazdır. Akdeniz’in ortasındaki bu küçük adada, yani evimiz Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen halkları olarak geleceğimizi kimsenin değil bizlerin şekillendirebileceğini gösterebilir, halkların ortak yönetimi federal bir çözüm ve barışı egemen kılabilir, bölgemizin şeklillenmesinde bir örnek teşkil edebiliriz. Barış için, dış güçlerin ve sermayedarların değil halkların iradesini egemen kılmak için halkımıza sokakta, seçimde ve her alanda dış müdahalelere karşı barıştan yana tavır koyma ve en önemlisi halkın iradesini daimi kılmak adına örgütlü mücadeleye katılma çağrısında bulunuyuruz. Barış Bizlerin Ellerindedir Yaşasın Halkların Kardeşliği Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu

Baraka Müzik Topluluğu Sol Anahtarı Kitap İçin Çalıp Söyledi

By Onur Butuner

117704197_10157189556086927_8374870257676270942_o

Baraka Müzik Topluluğu Sol Anahtarı, geçtiğimiz cumartesi günü, kolektif ve gönüllü emekle 10 yıldır yazarak, çizerek, okuyarak, okutarak direnen Khora Kitap’ a dayanışma amacıyla konser gerçekleştirdi. Barfly’da gerçekleştirilen konsere yoğun bir ilgi ve katılım vardı. Grup kendi albümlerinden söylediği şarkılara ek olarak farklı ülkelerden sanatçılara ait şarkılar da seslendirdi. Gecede Khora Kitap’ın 10. yaşı kutlanırken, kitap ve müzik çerçevesinde bir araya gelen insanlar için de keyifli ve anlamlı bir gece oldu. Kitap için dayanışma amacıyla yapılan konserden 233 bilet ve 2 adet sol anahtarı albümü satışıyla birlikte 4700 TL gelir elde edildi. Kitap ve müzik severlerin destekleriyle elde edilen bu gelir Khora Kitap’a bağışlandı. 117665951_10157189555286927_8408763006629474242_o 117681553_10157189556036927_3085247650660949296_o 117704197_10157189556086927_8374870257676270942_o

Baraka’da Bilişim Suçları Yasası Bilgilendirme Toplantısı Gerçekleştirildi

By Kamil İpçiler

117083609_974391763010445_3335357103437732139_n

  Baraka Kültür Merkezi, 6 Ağustos Perşembe akşamı Bilişim Suçları Yasası'nın hak ve özgürlükler bağlamında ele alındığı bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Baraka Aktivisti ve hukukçu Nazen Şansal'ın görselli bir sunum yaptığı bilgilendirme toplantısı Kızılbaş’taki Baraka lokalinin bahçesinde gerçekleştirildi. Öncelikle neoliberal dönemde yasaların neye yaradığı konusuna değinilen sunumda, çağın bir ihtiyacı olan Bilişim Hukukuna iktidar, sermaye ve halk açısından farklı bakış açıları ele alındı. Halkın, yeni kamusal alan olan internete özgürce ulaşmasının ve bu alanda bilgi ve fikir paylaşımı ile örgütlenme ve protesto özgürlüğünün 3. kuşak insan hakkı olduğuna değinen Şansal, Yasanın bu insan hakkından ziyade, başta bankacılık ve finans sektörü olmak üzere sermayeyi koruduğunu, devletlerin de halkın üzerinde baskı uygulanması noktasında bilişim yasasına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bu nedenle de sokağı mobeseler ile gözetim altına almayı amaçlarken, internette de bilişim suçlarının devreye sokulduğu ifade edildi. Yasayı madde madde irdeleyen Şansal, siyasilerin yolsuzlukları dahil her türlü özel bilgilerinin kamuoyu yararına dahi paylaşılmasını ciddi cezalara bağlayan bu yasanın, halkın özel hayatını hiçe sayarak tüm internet hareketlerinin 2 yıl boyunca tüm ayrıntısına kadar kaydedileceğine dikkat çekti. Sunumda, polisin mahkeme kararı olmadan telefon ve bilgisayar gibi cihazlara el koyabilmesinin sakıncaları ve iade süresinin uzunluğunun yaratacağı hak ihlalleri de ele alındı. Ayrıca alternatif medyaya müdahale riski ve mahkeme kararı olmadan erişim engeli uygulanabilecek konuların da basın ve ifade özürlüğü bağlamında tehlikelerine dikkat çekildi. Bilgilendirme toplantısı katılımcıların soru, görüş ve katkılarının ardından sona ererken, bilişim suçlarının ifade özgürlüğümüze yönelik kısıtlamalarına karşı en iyi savunma mekanizmasının örgütlü olmak olacağı görüşü ön plana çıktı.

İZLE-TARTIŞ’TA WASP NETWORK İZLENECEK

By Pınar Piro

WASP NETWORK2

WASP NETWORK1Baraka Kültür Merkezinin her ayın ilk haftası ücretsiz olarak gerçekleştirdiği İzle-Tartış etkinliği yaz aylarının gelmesi ile bahçe sineması şeklinde devam ediyor. Ağustos ayı filmi olarak da 8 Ağustos akşamı Wasp Network filmi izleniyor. Sovyetler sonrası dünyada Küba ekonomisi zor durumdadır ve en önemli dayanağı turizmdir. ABD’nin de desteklediği Devrim karşıtı Kübalı göçmen örgütleri turizmi çeşitli sabotajlarla baltalamaya çalışmakta, bir anlamıyla devrimi ekonomik olarak çökertme peşindedir. ABD’de varolan bu örgütlere karşı kayıtsız kalan ve el altından destek veren Beyaz Saray’a rağmen bir şeyler yapılmalıdır. Devrimcilerin görevleri hakkında her zaman örnek olan Kübalı devrimciler, bu kez de ülkelerinin turizmini korumak için çalışmaya başlayacaklardır. Devrim karşıtı örgütlere sızan devrimcilerin hikayesini anlatan Wasp Network, 2020 yapımı bir Netflix filmidir. Bu güzel filmi birlikte izlemek ve turizmin ülke ekonomisine katkısı, ülkemizdeki turizmin durumu hakkında sohbet etmek isteyen herkesi 8 Ağustos Cumartesi akşamı 20:00de dernek lokalimize bekleriz.

Baraka’da Bu Akşam “Bilişim Suçları Yasası Bilgilendirme Toplantısı” Gerçekleştiriliyor

By Kamil İpçiler

bilişim 2

Baraka Kültür Merkezi, bu akşam saat 20.00’de Bilişim Suçları Yasası'nın hak ve özgürlüklerimiz bağlamında ele alınacağı bilgilendirme toplantısı gerçekleştiriyor.  Hukukçu Nazen Şansal'ın konuşmacı olduğu ve tüm halka açık olan bilgilendirme toplantısı Kızılbaş’taki Baraka lokalinin bahçesinde gerçekleştiriliyor. Baraka’dan yapılan davette etkinliğin tüm halkın katılımına açık olduğu ve yasa hakkında bilgi paylaşımının amaçlandığı belirtilerek “6 Ağustos Perşembe akşamı Kızıbaş'taki Baraka Kültür Merkezi bahçesinde gerçekleştirilecek toplantıya katılıp yasa hakkında bilgi edinebilir, görüşlerinizi paylaşabilirsiniz” ifadelerine yer verildi.

Ücretsiz Sinema “BAD EDUCATION”

By Pınar Piro

BE

bad educationYaz aylarının gelmesi ile bahçeye taşınan İzle-Tartış etkinliği 4 Temmuz akşamı sinema severleri Lefkoşa serininde film izlemeye ve sohbet etmeye davet ediyor. Film izlemeye gelen kişilerin önerileri arasından bir sonraki ayın izlenilecek filmine birlikte karar verilen etkinlikte Temmuz ayı için Bad Education filmi seçilmişti. Eğitimin sadece öğretmenlerin öğrencilere birşeyler öğretmesinden çok daha fazla etkenler barındırdığı artık herkes tarafından farkedilir bir durum. Öğretmenlerin özel hayatları, öğrencilerin günlük yaşantılarındaki her türlü etken, okulların gerek donanımsal gerekse eğitime verilen önem bağlamında barındırdıkları özellikler, ülke yönetiminin eğitime verdiği önem ve denetim gibi birçok unsur eğitimi çok farklı noktalara götürebiliyor. Bad Education filmi de eğitimdeki bir başka konuyı ele alıyor. Okullara ayrılan paralar ve o paraların kullanımının denetimi. Filmde kamu fonlarını kendine kullanan bir okul yöneticisi konu alınıyor. Bu okul yöneticisi ve ortağı o denli parayı kendilerine hibe ediyorlar ki ailelerini dahi ihya edecek miktarda meblağı öğrencilere daha iyi eğitim vermek adına oluşturulmuş hesaplara aktarıyorlar ve hayatlarının tadını çıkarıyorlar. Ta ki bir öğrenci herşeyi çok iyi yapan yöneticinin hayatında derinliklere inip beklenmedik sonuçlarla karşılaşana dek. Etik ve ahlak yargılarını tekrar değerlendirmek, pahalı hayatların göreceli rahatlığı ve güvenilirliği üzerine birlikte tartışmak, eğitimde öğrenci ve ailelerden para talep edilmesinin gerekliliği üzerine fikirlerimizi birbirimize aktarmak için 4 Temmuz Cumartesi akşamı 20:00de Baraka lokalinde buluşalım.

İzle-Tartış’ta Entelköy Efeköy’e Karşı İzlendi

By Pınar Piro

entel

entelBarakanın yıllardır kesintisiz devam eden etkinliği İzle-Tartış 2 ay izleyici ile buluşamadı. Pandemi dönemi sokağa çıkma yasağı gereği lokalde ücretsiz film gösterimlerine verilen aranın ardından da Haziran ayı filmi sosyal mesafe kurallarına uyulacak şekilde bahçede sinema gecesi olarak gerçekleştirildi. 6 Haziran akşamı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ertesinde, Baraka'nın bahçesinde şeher serini eşliğinde Entelköy Efeköye Karşı filmi izlendi. Şehiin doğadan uzak yaşantısından uzaklaşan bir grup çevrecinin bir köyün kullanılmayan bir alanına yerleşip, köylü yaşamı sürmesi ve yerleşik köylülerle girdikleri karmaşayı komedi türünde anlatan film, izleyenlerin doğal yaşam üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirmesine fırsat sağladı. Gereğinden fazla makineleşmenin, doğal yaşamdan uzaklaşmanın, insanın kendini doğadan ayrı düşünüp kendini ona hükmedebilir varlık olarak görmesinin yaşamı aslında ne kadar zorlaştırdığı örneklerle tartışıldı. İnsanların doğadan elini ayağını çektiği salgın sürecinde doğanın tekrardan kendine gelmesi ile insanın doğaya ne kadar zarar verebileceği ve aslında bu zarardan en çok etkilenenin de yine insan olduğunun farkında olunmayışı üzerine de sohbet gerçekleştirildi. eğlenceli bir film izleyişi ve keyifli bir sohbetin ardında da bir sonraki film olarak Bad Education filminin izlenilmesine karar verildi. Eğitim nedir ne değildir? Eğitimin iyisi ile kötüsü arasındaki fark nasıl belirlenir? Bir eğitmeni iyi yapan özellik nedir? Gelin birlikte tartışalım. 4 Temmuz Cumartesi 20:00'de Baraka'da buluşalım.

BARAKA KÜLTÜR MERKEZİ’NDEN SOSYAL MESAFELİ AÇIK HAVA SİNEMASI

By Nazen Şansal

101315240_3434221276588224_5126208007973109760_n

101315240_3434221276588224_5126208007973109760_n

Baraka’nın “Sinemaya Seyirci Kalma” sloganı ile uzun yıllardır gerçekleştirdiği ücretsiz İzle-Tartış etkinliği, diğer birçok etkinlik gibi, pandemi sürecinde internet üzerinden sürdürülmüştü. Haziran ayı filmi olarak Dünya Çevre Günü dolayısıyla belirlenen “Entelköy Efeköye Karşı”, derneğin dezenfekte edilen lokalinin bahçesinde 6 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de halka açık olarak gösterilecek. Sosyal mesafenin gözetileceği açık hava etkinliği, Dünya Çevre Günü ile ilgili bir sunumla başlayacak ve ardından film izlenip katılımcılarla söyleşi gerçekleştirilecek. Filmin konusu ise kısaca şöyle: Metropolde yaşamanın yarattığı keşmekeşten kurtulup, hep hayalini kurdukları doğayla baş başa bir yaşam sürmek isteyen bir grup ekolojist, Ege’de bir komün köyü inşa ederler. Kentli ekolojistlerin köylerine yerleşmelerinden dolayı çok memnun olan köy halkı, artık hiçbir işe yaramayan tarlalarını, eşeklerini ve eski evlerini değerinden fazla fiyata aldıkları için aktivistleri büyük bir sevgiyle karşılar. Her şey yolundadır, ta ki bölgeye bir termik santral kurulması gündeme gelene kadar… Termik santral ile birlikte eski köylüler ile köyün yeni sakinleri olan ekoloji aktivistleri arasında ilginç bir süreç başlar ve olaylar karşılıklı protestolarla traji komik bir hal alır. Dernekten yapılan açıklamada; çevre-ekoloji konusunu mizahi bir üslupla işleyen, müzikleri ile izleyiciye keyifli anlar yaşatan bu filmi birlikte izlemek isteyen herkes, 6 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Baraka lokaline davet edildi.

Dünya Tiyatro Günü’nde Baraka’dan Videolu Mesaj

By Nazen Şansal
  Dünya Tiyatro Günü’nde tiyatrolarımız perde açamaz, sokaklar sanatsız ve insansız kalırken Baraka Kültür Merkezi, sanatın her daim, her yerde olduğunu hatırlatan bir mesaj yayımladı. Her yıl 27 Mart’ı sokakta kutlayan Baraka’nın videolu olarak hazırladığı mesajda “Çünkü tiyatro her şeye rağmen insan kalmaktan, umuttan, dayanışmadan, eşitlikten ve adaletten taraftır. Çünkü sanat karanlığı aydınlatır.” sözlerine yer veriliyor […]

“Gancelli Davası” Protesto Edildi

By Nazen Şansal

foto1

“Gancelli Davası” Protesto Edildi

Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, Lefkoşa Mahkemesi önünde “Gancelli Davası” ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. Bağımsızlık Yolu Basın Yayın Propaganda Sekreteri Mustafa Keleşzade, Girne dağ yolunda gerçekleşen “kaza” sonrası 1 Aralık 2016’da düzenlenen kitlesel eylemler sırasında Başbakanlık gancellisinin kırılması nedeniyle çeşitli örgütlerden toplam 24 kişiye dava açıldığını hatırlatarak, savcılığın görevini yapmaması sebebiyle davanın sürekli ertelendiğini ve bunun da eylemcilere fiili bir cezaya dönüştüğünü söyledi. Açıklamada, aleyhlerine dava getirilen Bağımsızlık Yolu ve Baraka üyelerinin, diğer davacıları mağdur etmemek ve adaletin tecellisine yardımcı olmak için, polis tarafından aylarca iletilemeyen tebligatlarını kendilerinin gidip aldığı ve en kısa sürede yargılanmayı talep ettiği ancak aradan yıllar geçmesine rağmen davaya bir türlü başlanamadığı belirtildi. Savcılığın bu ihmalinin, insan haklarından olan makul sürede adil yargılanma hakkını ve hatta halkın eylem yapma özgürlüğünü de ihlal ettiği vurgulandı.

foto1

“Savcılık Yargısız İnfaz Yapıyor, Adil Yargılanma ve Eylem Yapma Hakkı İhlal Ediliyor” Baraka aktivisti Mustafa Batak ise iki örgüt adına okuduğu ortak açıklamada, “Gancellinin kırılmasıyla hiçbir ilgisi olmayan eylemcilere gözdağı vermek amaçlı açıldığına inandığımız bu dava ile halkın eylem yapma hakkı baskı altına alınarak ihlal edilmekte, bu da demokrasi kültürüne zarar vermektedir. Kısacası savcılığın kamu malına zarar bahanesiyle açtığı bu dava, aslında kamu vicdanına hasar vermekte ve hem adaleti hem de eylemcileri oyalamakta, kamu kaynaklarının israfına yol açmaktadır. Gencecik canlarımızın kaybıyla sonuçlanan trafik “kazası”nın esas sorumluları; yolları doğru düzgün yapmayan gelmiş geçmiş hükümetler ile Türkiye’ye yaranmak için saatleri geri almayarak öğrencileri karanlıkta okula gitmeye mahkum bırakanlar, adalet karşısına çıkmamış fakat eylemciler aylardır yargısız infaz edilerek cezalandırılmıştır.” sözlerine yer verdi. Dava Duruşma Amaçlı Ertelendi Bu sabah görüşülen ve sanıkların avukatları ile birlikte duruşmaya hazır bulunduğu dava, Savcılığın isteğiyle yine ertelendi.  Aylardan sonra duruşmayı yürütecek savcının belirlendiği bugünkü oturumda, savcılık kendi açtığı ve davalıları her seferinde Mahkemeye getirttiği davada yine duruşmaya başlayamadı. “Gancelli davası”, savcılığın hazırlanması ve görüntüleri incelemesi amacıyla 27 Şubat Perşembe gününe, duruşma için ertelendi. Polisin halen daha tebligat yapamadığı kişiler varken, bugün bir eylemci daha kendi tebligatını kendisi alarak yargılanmayı talep etti. Bugün Mahkeme önünde okunan basın açıklamasını tam metni ise şöyle: Değerli basın emekçileri, değerli halkımız; Bildiğiniz gibi Girne dağ yolunda gerçekleşen “kaza” sonrası 1 Aralık 2016’da düzenlenen eylemler sırasında Başbakanlık gancellisinin kırılması nedeniyle çeşitli örgütlerden toplam 24 kişiye dava açılmıştı. Eylemciler aleyhine, Başbakanlık kapısının yanı sıra kapının yanındaki duvarı ve projektörü kırarak devleti 15,010TL’lik hasara uğratmaktan dava getirilmişti. 16 Ekim 2018 tarihinde dosyalanan dava, savcılığın görevini yapmaması sebebiyle bir buçuk senedir ertelenmeye devam ediyor. Aleyhlerine dava getirilen Bağımsızlık Yolu ve Baraka üyeleri, diğer davacıları mağdur etmemek ve adaletin tecellisine yardımcı olmak için, polis tarafından aylarca iletilemeyen tebligatlarını kendileri gidip almış ve en kısa sürede yargılanmayı talep etmişti. Ancak aradan aylar hatta yıl geçmesine rağmen davaya bir türlü başlanamamakta çünkü savcılık, dava ettiği kişilere bir türlü tebligat yaptıramamaktadır. Bu durum bir yandan savcılığın kendi açtığı davaya olan ilgisizliğini ve ciddiyetsizliğini gösterirken diğer yandan her ay işini gücünü bırakıp, öğrencilerini, mesai arkadaşlarını, hizmet almaya gelen vatandaşı zor duruma sokmak pahasına mahkemeye gelen öğretmenleri, kamu emekçilerini, özel sektör çalışanlarını mağdur etmektedir. Hızlı ve makul bir sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının bir parçası olup önemli bir insan hakkıdır. Savcılık bir yıldan uzun bir süredir gereken tebligatları yapmayıp davasını ilerletmeyerek, eyleme katılan kişilerin insan haklarını ihlal etmektedir; daha dava başlayamadan, tıpkı bir mahkeme gibi fiilen ceza uygulamaktadır. Keza gancellinin kırılmasıyla hiçbir ilgisi olmayan eylemcilere gözdağı vermek amaçlı açıldığına inandığımız bu dava ile halkın eylem yapma hakkı da baskı altına alınarak ihlal edilmekte, bu da demokrasi kültürüne zarar vermektedir. Kısacası savcılığın “kamu malına zarar” bahanesiyle açtığı bu dava, aslında kamu vicdanına hasar vermekte ve hem adaleti hem de eylemcileri oyalamakta, kamu kaynaklarının israfına yol açmaktadır. Gencecik canlarımızın kaybıyla sonuçlanan trafik “kazası”nın esas sorumluları; yolları doğru düzgün yapmayan gelmiş geçmiş hükümetler ile Türkiye’ye yaranmak için saatleri geri almayarak öğrencileri karanlıkta okula gitmeye mahkum bırakanlar, adalet karşısına çıkmamış fakat eylemciler aylardır yargısız infaz edilerek cezalandırılmıştır. Mahkemenin duruşma safhasına geçeceği önümüzdeki günlerde, ifade ve eylem özgürlüğünden, adil yargılanma hakkından ve demokrasiden yana tüm halkımızı bu davayı yakından takip etmeye ve adaletten yana taraf olmaya çağırırız. Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu

 foto2

 

“Gancelli Davası” ile İlgili Mahkeme Önünde Basın Açıklaması Yapılacak

By Nazen Şansal

51593

51593

Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, 27 Ocak Pazartesi günü saat 13.00’te Lefkoşa Mahkemesi önünde “Gancelli Davası” ile ilgili basın açıklaması yapacak. Girne dağ yolunda gerçekleşen “kaza” sonrası 1 Aralık 2016’da düzenlenen eylemler sırasında Başbakanlık gancellisinin kırılması nedeniyle çeşitli örgütlerden toplam 24 kişiye dava açılmıştı. 2018 yılında dosyalanan dava, savcılığın görevini yapmaması sebebiyle bir buçuk senedir ertelenmeye devam ediyor. Aleyhlerine dava getirilen Bağımsızlık Yolu ve Baraka üyeleri, diğer davacıları mağdur etmemek ve adaletin tecellisine yardımcı olmak için, polis tarafından aylarca iletilemeyen tebligatlarını kendileri almış ve en kısa sürede yargılanmayı talep etmişti. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen davaya bir türlü başlanamamakta çünkü savcılık, dava ettiği kişilere bir türlü tebligat yaptıramamaktadır. Mahkemenin duruşma safhasına geçeceği önümüzdeki günlerde, ifade ve eylem özgürlüğünden, adil yargılanma hakkından ve demokrasiden yana tüm halkımızı bu davayı yakından takip etmeye ve adaletten yana taraf olmaya çağırırız. Bu amaçla, davaların görüşüleceği 27 Ocak Pazartesi günü saat 13.00’te Lefkoşa Mahkemesi önünde yapılacak basın açıklamasına, duyarlı halkımızın ve basın emekçilerinin ilgisini rica ederiz. Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu    

Baraka’dan “Zamazingo” Sokak Gösterisi

By Mustafa Batak

Zam zamazingo

Yeni yılın ilk günleriyle birlikte açıklanan zamlar, günden güne yoksullaşan halkın sırtına bir yük daha yükledi! Halkın refahı adına orada bulunan ancak sermaye kesimlerini teşviklerle “doyurmanın” peşinde koşan gelmiş geçmiş tüm hükümetler gibi UBP-HP hükümeti de bu zamlarla halkın belini büktü.   Ne iyi ki halkımız “Yol yoksa seyrüsefer da yok” inisiyatifinin öncülüğünde, yol ve trafik sorunlarına ve seyrüsefer zammına güçlü bir tepki göstermeye hazırlanıyor. Bu eylemliliği destekliyor ve biz de sokak sanatıyla sesimizi yükseltiyoruz.   Zamların geri alınması için sözümüz, müziğimiz ve dansımızla zamları protesto ediyoruz. Baraka Tiyatro Ekibi ve Sol Anahtarı'nın “Zamazingo Kantosu” eşliğinde, müzikli, danslı, sokak gösterisi gerçekleştireceği bu protesto, 11 Ocak Cumartesi günü saat 13.30’da Büyük Han’da gerçekleşecektir.   Tüm halkımız davetlidir.   Zamlar geri alınsın!

Baraka’dan Sokak Tiyatrosu: Mobese’ye NObese!

By Nazen Şansal

77040120_2921762717834085_6502577071644999680_o

Baraka Tiyatro Ekibi, şehrimize yerleştirilmeye başlanan Mobese kameralarına NObese demek, gözetim toplumunun yaratacağı baskı ve sakıncalara dikkat çekmek ve gözetleme kameralarını toplumda tartıştırmak amacıyla 16 Kasım Cumartesi günü saat 14:14'te Sarayönü'ndeki Mobese direği altında sokak tiyatrosu oynayacak. "Gözeklen da gözetlenin" adlı oyun Sarayönü'nden sonra 15.00'te Lokmacı'da ve Selimiye Meydanı'nda da sokaklanacak. Özgürlükten yana olan tüm tiyatro severler davetlidir... 77040120_2921762717834085_6502577071644999680_o Başlıyooor! Başlıyooor! Baraka Tiyatro Ekibi’nin “Gözeklen da gözetlenin” oyunu başlıyooor! Gözlerinizin önünde, Göz göre göre dikilen Mobese direklerine Demek için NObese, Elemtere fiiiş, kem gözlere şiiiş niyetine Başlıyooor! Emir geldi büyük yerden Kameralarsa askerden Protokoller imzalandı Bütün meclis onayladı Güya sağlamak için güvenliği Sağcısı solcusu kaldırdılar ellerini: “Kabul!” Büyük hırsızlar otururken rahat koltuklarında Küçük hırsızlar kaçarken memleketten ellerini kollarını sallaya sallaya Kol gezinirken sokaklarda taciz, şiddet, istismar Suçları önliyecekMİŞ  bu kameralar! Diktiler bu direkleri Gözetlemek için hepinizi Şşşşş! İzleniyorsunuz Çıkarmayın sesinizi  

Baraka Tiyatro Kampı Gerçekleştirildi

By Nazen Şansal

3

 

 2

Baraka Kültü Merkezi, Lapta Gençlik Kampı tesislerinde, 2 gün süren bir tiyatro kampı gerçekleştirdi. Derneğin bünyesinde faaliyet yürüten hem yetişkin hem de liseli gençlik ekiplerinin katıldığı kampta eğitici ve eğlenceli bir program yer aldı. 25 tiyatroseverin bir araya geldiği kamp, oyunculuk atölyeleri, drama ve doğaçlama çalışmaları, dans, tirat ve oyun okuma, film izleme ve tartışma gibi etkinliklerle dolu dolu geçti. Sol Anahtarı müzik grubu elemanları da kampa katılarak ses, kulak eğitimi ve şarkı söyleme konusunda bir atölye gerçekleştirdiler. Baraka Tiyatro Ekibi, toplumsal meselelerle ilgili sokak tiyatroları ve sahne oyunları ile seyircisiyle buluşmak üzere çalışmalarına devam ediyor. 5 4 9 19 17 14 11 20 6    

İzle-Tartış’ta Hayat Treni İzlendi

By Pınar Piro

ht1

ht1Baraka’nın kesintisiz devam eden İzle-Tartış etkinliği kapsamında, 2019 bahçede sinema gecelerinin sonuncusu Hayat Treni filmi ile gerçekleştirildi. Ekim ayının ilk cumartesi akşam seyrettiğimiz Hayat Treni filmi bizlere, ikinci paylaşım savası sırasında yerlerinden edilen insanları, onların hayatta kalmak için vermiş oldukları haklı ve trajik/komik hikayesini anlattı. Film sonrası gerçekleştirdiğimiz sohbette savaşın görünen yüzüyle yaşattıklarının yanında görünmeyen yüzünün de olduğu buna ilaveten aslında var olan ancak “görünmeyen” insanlara yani; azınlıklara yaşattıkları da ele alındı. ht2Yapılan keyifli sohbetin ardından Kasım ayı filmi için öneriler bölümüne geçilerek öneriler arasından Der Verdingbub filmine karar verildi.   Bu filmde, Max bir çiftçi ailesinin çiftlik işlerinde çalıştırmak üzere evlatlık aldığı bir yetimdir. Üvey ailesi Max'a adeta bir köle gibi davranırken, evin öz oğlu ise onu aşağılamak ve yetim olduğunu başına kakmak için hiçbir fırsatı kaçırmamaktadır. Akordeon çalmak Max'ın kendine has bir özelliğidir. Kasabanın yeni öğretmeninin Max ile ilgilenmeye başlaması zaten kötü olan durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. Max'ın çiftlikte çalışan Berteli ile kurduğu dostluk, tüm bu sıkıntılara dayanabilmesini sağlayan tek şeydir. Max onunla, çiftlik aletlerinin bile saf gümüşten olduğu bir dünya hayal etmektedir...   Bu hayal ile birlikte, Max’ın hikayesini konu alan bu filmi gelin birlikte izleyelim. 2 Kasım Cumartesi akşamı 19.00’da başlayacağımız etkinliğimize herkesi bekliyoruz…    

Baraka ve Bağımsızlık Yolu’ndan “Petrol Uğruna Ülkene Kıyma” Çağrısı Yapldı

By Nazen Şansal

3

1

  Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, bugün bir basın açıklaması yaparak ülkemiz çevresinde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına "hayır" denmesi gerektiği mesajını verdi. Baraka lokalinde gerçekleşen açıklamada ilk olarak Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu bir konuşma yaparak, "Petrol ve doğalgaz konusu, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye hükümeti üzerinden yükselen bir gerilim gibi görünse de bunun geri planında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği hatta İsraille bağlantılı şirketlerin ülkemizin doğal varlıkları üzerinden elde etmeye çalıştıkları kar ve zenginlik gerilmi vardır." dedi. Petrolün, yıllardan beridir devam eden Kıbrıs sorununun çözümüne hizmet edeceği iddia edilse de aslında çözümü daha da zorlaştıracağını vurgulayan Rahvancıoğlu, dünyadaki örneklere ve ülkemizde Lefke CMC örneğine baktığımızda, maden aranmasının halklara sadece zehir yığını bıraktığını, ekosisteme de ciddi zararlar verdiğini vuguladı. Ardından Baraka aktivisti Pınar Piro'nun okuduğu basın açıklamasında ise petrol ve doğalgaza hayır denmesi çağrısının detayları yer aldı. "Yanı başımızdaki Ortadoğu'dan gayet iyi biliyoruz ki petrolün olduğu hiçbir yerde insani bir refah ve halkların barışı yaşanmamış, bilakis savaşlar ve etnik/dini çatışmalar tırmandırılmış, terör ve silahlanma artmıştır. Büyük sermayenin elindeki doğal kaynaklar, yalnızca çok küçük bir sınıfa zenginlik sağlarken halklara zulüm getirmiştir. Kıbrıs'ta barış ve halkların kardeşliği petrolle değil, tam tersine doğayla uyumlu ve ekoloji odaklı bir düzen ile birlikte inşa edilebilir." ifadelerinin yer aldığı açıklamada, "insanlık bu gezegende var olmayı istiyor ve gelecek kuşakları düşünüyorsa, iklim değişiminin, hava ve su kirliliğinin ve ekolojik tahribatın en önemli sebebi olan fosil yakıtların artık tümüyle terk edilmesi, yeni kuyu ve kaynakların hiç açılmaması, alternatif olarak değil sürekli bir tercih olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi kaçınılmazdır." denildi.

2

Kuzey ve güneyde yaşayan ada halklarına birlikte mücadele çağrısı yapılan açıklamanın tam metni şöyle:   Doğaya ve ada halklarına hiçbir hayrı dokunmayacak petrol ve doğalgazın çıkarılmasına net bir HAYIR demeliyiz! Süregiden yalan ve talan sisteminin devamlılığı için, ülkemizde ve tüm Akdeniz’de yeni bir ekolojik krizin adımları atılıyor. Emperyalistlerin siyasi hesaplarının ve dev enerji şirketlerinin ticari rantlarının en önemli konusu olan petrol ve doğalgaz çıkarma çalışmaları, zaman zaman barışı da tehlikeye atacak şekilde sürüyor. Dört bir yanımız, çıkar çatışmalarıyla petrol karasına bulanmak istenirken kimse ada halklarının gerçek menfaatini, Akdeniz’in ve gezegenimizin geleceğini düşünmüyor. Sağcı-solcu, çevreci-kalkınmacı, ekolojist-kapitalist fark etmeksizin herkes petrol ve doğalgazın “zenginlik” ve “ihtiyaç” olduğuna ikna görünüyor. Enerji şirketlerinin, yatırım yapacakları coğrafyada gergin bir atmosferi tercih etmemesi ve devletlerin de sermayenin dümen suyuna gitmesi, petrolle birlikte “barış”ın da su yüzüne çıkacağı inancını pompalıyor. Hatta halkımızın büyük çoğunluğunun özlemle beklediği çözümün bilhassa mülkiyet ile ilgili maliyetinin bu “zenginlik”le karşılanması planları yapılıyor. Bizler; doğa severler, halkları kardeş bir adada barış ve huzur içinde yaşamak isteyenler, meydanı boş bıraktıkça, bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti bir yandan Türkiye hükümeti, karşılıklı meydan okumalarla sondajlarını sürdürüyor. Oysa yanı başımızdaki Ortadoğu'dan gayet iyi biliyoruz ki petrolün olduğu hiçbir yerde insani bir refah ve halkların barışı yaşanmamış, bilakis savaşlar ve etnik/dini çatışmalar tırmandırılmış, terör ve silahlanma artmıştır. Büyük sermayenin elindeki doğal kaynaklar, yalnızca çok küçük bir sınıfa zenginlik sağlarken halklara zulüm getirmiştir. Kıbrıs'ta barış ve halkların kardeşliği petrolle değil, tam tersine doğayla uyumlu ve ekoloji odaklı bir düzen ile birlikte inşa edilebilir. Meksika Körfezi’ni yıllarca ölü bir denize çeviren, binlerce insanın yaşamını etkileyen türde "kaza"ların olma riski bir yana, derin deniz sondajları hassas Akdeniz ekosistemine önemli zararlar vermektedir. Yakın zamanda ABD’de dünya devi bir petrol şirketine ait sondaj alanında 11 kişinin ölümüyle sonuçlanan felaket, sadece insanların yaşamına etki etmemiş, 3 ay boyunca denize sızan petrol, Meksika Körfezi'nin ekosistemini ve bu ekosistemde yaşayan balinalar, deniz kaplumbağaları ve göçmen kuşlar gibi hayvanların yaşamını olumsuz etkilemiştir. Buna benzer bir felaketin Akdeniz’de yaşanmayacağının, ada halklarının hayatının ve ekosistemimizin olumsuz etkilenmeyeceğinin hiçbir garantisi bulunmamaktadır. 1912-1974 yılları arasında Lefke bölgesinde maden çıkaran ve sömüreceği maden bitince de çekip giden Amerikan şirketi CMC’nin bıraktığı pislik, 45 yıldır ada çapında çevre sorunlarına, deniz ve yer altı sularının kirlenmesine, kanser ve çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Petrol bulunup işletildiğinde varılacak sonuç, ne yazık ki benzer olacaktır. Hepsinden önemlisi, insanlık bu gezegende var olmayı istiyor ve gelecek kuşakları düşünüyorsa, iklim değişiminin, hava ve su kirliliğinin ve ekolojik tahribatın en önemli sebebi olan fosil yakıtların artık tümüyle terk edilmesi, yeni kuyu ve kaynakların hiç açılmaması, alternatif olarak değil sürekli bir tercih olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi kaçınılmazdır. Bu bilimsel gerçeği, kapitalist devletlerin de neredeyse tümü kabul etmek zorunda kalmış ve Paris Anlaşmasıyla bu konuda uluslararası hukuk yaratılmıştır. Ancak kendi koydukları kurallara dahi uymayan devletlerin tek yaptığı, şirketlerin karını maksimize etmektir. Çünkü mevcut sömürü sisteminin, ne pahasına olursa olsun büyümekten başka çaresi yoktur. Adamızda petrol çıkarılmasına -hangi şirket veya devlet olursa olsun- net bir hayır demek, bu anlamda antikapitalist bir tavır da içerir ve bizlere yeni bir yaşam biçiminin kapılarını aralar. Enerjinin kaçınılmaz bir "ihtiyaç" olduğu savunusu da "neyin ve kimin ihtiyacı?" sorusuyla karşılaşır. Neyin, ne kadar ve ne için üretileceğinin kararını halklar/üretenler vermediği sürece, gerçek ihtiyaçlardan değil reklam piyasasının şişirdiği bir tüketim çılgınlığından bahsediyoruz demektir. Kültürel yozlaşma ve yabancılaşmanın doruklarda yaşandığı, metalara tapılan bir dönemde, piyasanın aç gözünü doyurmak için her şey fazlasıyla üretilmekte ve arsızlık bir yaşam biçimi olarak dayatılmaktadır. Daha birkaç yıl önce adamızın kıyılarında petrol dolum tesisi istemediğini haykıran, en doğudan en batıya eylemler düzenleyen, AKSA'nın yarattığı kirliliğin hesabını soran, ağaç dikmeye ve çöp toplamaya anlamlı katkılar koyan çevreye duyarlı halkımızı, petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına da "dur" demeye çağırıyoruz. Başta Cumhurbaşkanı, Dışişleri ve Çevre Bakanları olmak üzere tüm yetkilileri, ekonomi değil ekoloji öncelikli, kar değil insan odaklı düşünmeye ve her kim olursa olsun denizlerimizde petrol ve doğal gaz aranmasına izin vermemeye davet ediyoruz. Adamızın güneyinde yaşayan çevre dostlarını, doğa severleri de kendi hükümetlerine karşı seslerini yükseltmeye, petrol ve doğalgaz aranmasına son vermek için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Baraka Kültür Merkezi, Bağımsızlık Yolu 28 Eylül 2019

 3

Baraka Tiyatro Ekibi Liseli Gençlere Kapılarını Açıyor

By Nazen Şansal

DSC_3750

DSC_3750

Baraka Kültür Merkezi çatısı altında faaliyet gösteren ve pek çok sahne ve sokak oyununa imza atan Baraka Tiyatro Ekibi, yeni katılmak isteyenler için kapılarını açıyor. 18 yaş üzeri yetişkin ekibinin çalışmaları 24 Eylül Salı günü başlarken, 15-18 yaş arası liseli gençlik ekibine katılmak içinse 28 Eylül Cumartesi 16.30’da başvuru ve kayıt yapılabileceği belirtildi. Ücretsiz olarak yapılacak eğitimlere Lefkoşa Belediye Tiyatrosu oyuncularından Döndü Özata ve Özgür Oktay Refikoğlu ile Devlet Tiyatrosu oyuncusu Özlem Özkaram da çeşitli atölyelerle katkı koyacak. Bir ay sürecek eğitimlerde, nefes, ses ve konuşma egzersizleri, beden ve mimik kullanımı, yaratıcı doğaçlama, müzik ve ritim atölyeleri yer alacak. Ayrıca Ekim ayı sonunda da 2 günlük tiyatro kampı gerçekleştirilecek. Eğitim sürecinin ardından çeşitli protest sokak tiyatroları hazırlanması ve mart ayında da sezon oyununun sahnelenmesi planlanıyor. Başvurular ve çalışmalar Baraka lokalinde yapılacak. Adres: Ayvalı Sokak No:3, Kızılbaş, Lefkoşa. (Kermeoğlu karşısı, Ay Mobilya yanı)    

Devrimciler 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne Sahip Çıkmaya Devam Ediyor

By Kamil İpçiler

img1

Başta sendikalar olmak üzere belirli bir kesimin barış mücadelesini masa başı müzakerelere endekslemesi, müzakere süreçlerinin durduğu dönemlerde verdikleri barış mücadelesinin(!) de durmasıyla sonuçlanıyor. Bazı kesimler ise halkların barış talebini, Ankara'nın o dönemki duruşuna göre geri plana atma eğilimi gösterebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda 1 Eylül Dünya Barış Günü ''bayrama denk geliyor'' gerekçeleriyle geçiştirilmeye çalışılmış, ancak Baraka ve Bağımsızlık Yolu sokağı boş bırakmamıştı. Bu yıl bir kez daha -üstelik oldukça kritik bir dönemde- 1 Eylül Dünya Barış Günü'nün organizasyonuyla ilgili söz konusu çevrelerden ses çıkmazken, Bağımsızlık Yolu ve Baraka Kültür Merkezi 1 Eylül'de yine sokaktaydı.

İki örgüt 1 Eylül Dünya Barış Gününde Dışişleri Bakanlığı önünde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Örgütler ayrıca; 1 Eylül'e yönelik bu umursuz tavrın sürmesi durumunda, yanlarına kalbi barış için atan başka kesimleri de alarak 1 Eylül'ün bir kez daha şarkılarla türkülerle kutlanmasını organize edeceklerini duyurdu.

Ortak basın açıklamasını okuyan Bağımsızlık Yolu Örgütlenme Sekreteri Mustafa Keleşzade mevcut bölünmüşlüğün sadece egemenlerin çıkarına olduğunu, adada yaşayan halkların ortak çıkarının federal bir çözümde olduğunu belirtti. Barışı Yaratacak Olan, Halkların Sokaktan Yükselen İradesidir Barışı yaratacak olan iradenin yalnızca müzakere masasında olmadığını belirten Keleşzade, "barış her gün eylemde atılacak ortak bir sloganla, adamızın geleceği için ortak kaygıların eyleme dönüşmesi ile, emekten yana, federal bir düzen için örgütlenenlerin sesinin gürleşmesi ile sokakta kurulacaktır" dedi. Basın açıklamasının ardından "Bağımsız Kıbrıs Bütün Halklar Kardeştir" ve "Yaşasın Halkların Kardeşliği" sloganlarının atılmasıyla eylem sona erdi.   Açıklamanın tam metni şöyle: "Bugün günlerden Pazar, yani dışişleri bakanlığı bugün kapalı, ama zaten son dönemlerde Kıbrıslı Türkler için açık olduğu anlar da zaten bir anlam ifade etmemektedir. Bugün 1 Eylül, yani Dünya Barış Günü. Bugün Kıbrıs Cumhuriyet liderliği koltuğunda federasyon istemeyen, federal bir çözümden kaçmak için ne yapabiliyorsa yapan bir başkan oturmaktadır. Tıpkı kktc dışişleri bakanlığında da olduğu gibi. Fakat bunların hiçbirisi bu adada yaşayan halkların ortak çıkarının federal bir çözümden yana olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Elenlerin birlikte özneleşebileceği ve eşitler olarak adamızın geleceğini birlikte şekillendirebileceği federal bir çözüm oluşmadığı her durum halkların değil, bölünmüşlük üzerinden ultra zenginler haline gelenlerin ve erk sahibi olanların çıkarınadır. Ada sahillerimizi lağıma çeviren otelli kumarhanelerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. Tahsis arsalar üzerine kurulup eğitimle bağını koparıp ticarethaneye dönüşen, çalışanlarının yatırımlarını yapmayan, hatta maaşlarını dahi ödemeyen üniversitelerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. ‘Şükran sana anavatan’ nidaları atarken göçmen emekçileri inşaatlarda öldüren inşaat patronlarının bölünmüşlükten çıkarı vardır. İnsanların dini inançlarını onları birbirine düşürmek için kullanıp, bu yolla maddi çıkar ve statü için statükonun devamını sağlayan Kıbrıs’ın güneyinde kilisenin, kuzeyinde ise Tarikatlar ve mevcut Evkaf yönetiminin başındakilerin bölünmüşlükten çıkarı vardır. Bölünmüşlükten çıkarı olan bunca güruhun oluşması, bunların kendilerine sözcüler tutmuş olmaları federasyondan vazgeçmeyi değil, federasyondan yana net bir tavır göstermeyi zaruri kılar. Müzakereler sürdükçe, sokakta halkların barış iradesi oldukça iki toplumda da Kıbrıs Cumhuriyetçilerinin ve iki devletçilerin maskeleri düşmektedir ve düşmeye devam edecektir. Bugün adamızın içinden ve dışından şöven odaklar kendi çıkarları doğrultusunda doğalgaz gibi, Maraş gibi konular üzerinden gerilimler yaratmaya çalışmaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde halkın ezici desteği ile seçilmiş müzakereci olan Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ın kuzeyinden, güneyinden ve Ankara’dan çeşitli odalar tarafından bypass edilmeye çalışılmaktadır. Böylesi çabalar halkın iradesine yönelik darbe girişimleridir. Bilinmelidir ki ne müzakere masasının çökertilmesi, ne de şöven unsurların halklar arasında gerilim yaratmak için çabaları başarılı olamayacaktır. Federal bir barışı yaratacak olan halkların sokaktan yükselen iradesidir. Bu irade sadece müzakere masasında değildir, yeni açılan sınır kapıları, telefon şebekelerinin karşılıklı açılması gibi adımlar bu iradenin somutta yansımalarıdır, halkların barışını müzakere masası ile birlikte ortadan kaldırmaya çalışanlar bilmelidir ki barış sadece bir masada oturan iki kişinin atacağı imzalara bağlı değildir. Barış her gün eylemde atılacak ortak bir sloganla, adamızın geleceği için ortak kaygıların eyleme dönüşmesi ile, emekten yana, federal bir düzen için örgütlenenlerin sesinin gürleşmesi ile sokakta kurulacaktır. Sokaklar egemenlerin ve işbirlikçilerin değil, bizlerindir.   Bağımsız Kıbrıs Bütün Halklar Kardeştir" img1 img2

Baraka Kültür Merkezi’nden Özerk Tiyatro Talebi ve Yaşar Ersoy’a Destek

By Nazen Şansal

2

2

Baraka Tiyatro Ekibi, Devlet Tiyatroları önünde sokakladığı bir oyun ile özerk ve özgür tiyatro talebini dile getirdi. Sol Anahtarı elemanlarının da yer aldığı müzikli oyunda, özgürce şarkı söyleyen gençler, siyasi atama olan yasakçı bir müdürün sansürüne ve baskısına maruz kalarak sanatlarını diledikleri gibi yapamaz hale geldiler. Ardından, oyuncular Ataol Behramoğlu’nun “Bu Yangın Yerinde” isimli şiirini okudu. Tiyatro üstadı Yaşar Ersoy’a destek Oyun sonrası, Baraka aktivisti Nazen Şansal tarafından yapılan açıklamada, Devlet Tiyatroları’nın hükümetlerin değil halkın değerli bir kurumu olduğu vurgulanarak, siyasi atama ile yönetilmesine, yasakçı ve baskıcı zihniyetlere,  özerk tiyatro yasası yapmayan gelmiş-geçmiş hükümetlere ve tiyatro üstadı Yaşar Ersoy’a hadsizce dil uzatanlara “TEPKİ” gösterildi.

1

Basın açıklamasının tam metni şöyle: Burada bir yangın yerinin yanı başındayız şimdi… 20 yıl önce kül olan Devlet Tiyatrosu’nun yanındayız! 20 yıldır sahnesizliğe mahkum edilen, siyasi hesaplarla, kişisel çıkarlarla istisnasız her hükümet döneminde müdahale edilen, her şeye rağmen inatla üreten tiyatro sanatçılarının ve emekçilerinin yanındayız. Çünkü Devlet Tiyatrosu, kendi politik görüşüne göre müdür atayıp burayı yönetmeye soyunan, kendini “patron” ilan eden başbakanların, kültür bakanlarının değil, halkın bir kurumudur.  Nereli olduğu veya nereden geldiği fark etmeksizin, halkların kardeşliğine kucak açmalı ve hizmet etmelidir. Biz tiyatro severler olarak tiyatromuzun, küllerinden yeniden doğmasını arzuluyoruz. Ama nasıl? Özerk olarak, özgür olarak… Atanmış siyasilerin değil, sanatçıların ve tiyatro emekçilerinin kolektif kararlarıyla yönetilmesini istiyoruz. Tüm sanatçıların ve tiyatro emekçilerinin geleceği garanti altında, güvenceli çalışabilmesini ve böylece kimsenin baskısına maruz kalmadan özgürce üretebilmesini istiyoruz. İşte bu nedenle; Yıllardır Özerk Tiyatro Yasası yapmayan tüm hükümetlere tepkimizi gösteriyoruz! Halkın yanında görünüp, sanatın özgürlüğünden bahsedip Devlet Tiyatrolarını aynı yapısal sorunlarla baş başa bırakan CTP-TDP-HP-DP dörtlüsüne tepkimizi gösteriyoruz! Evrensel olan ve ifade özgürlüğünü de içeren sanatı sadece kendi dar çerçevesinden gören milliyetçi, gerici, baskıcı, yasakçı, sansürcü Ulusal Birlik Partisi’ne ve ırkçı, bölücü Yeniden Doğuş Partisi’ne tepkimizi gösteriyoruz! Sanatın özgürlüğüne, yani özüne, varlık sebebine el uzatanlara; bu halkın yetiştirdiği en değerli sanatçılarımızdan Yaşar Ersoy ustaya hadsizce dil uzatanlara tepkimizi gösteriyoruz! 3 4 5 6  

Baraka’dan Devlet Tiyatroları Önünde TEPKİ Oyunu

By Nazen Şansal

görsel

Baraka Kültür Merkezi olarak, Özerk tiyatro yasası yapmayan gelmiş geçmiş hükümetlere, sanata yasak koyan Devlet Tiyatroları müdürüne ve onu atayan baskıcı zihniyete TEPKİmizi gösteriyoruz! Bu amaçla 22 Ağustos Perşembe saat 18.00’de Devlet Tiyatroları önünde (Okullar Yolu) kısa bir oyun ve şiir sokaklayacağız. Tiyatroya gönül veren tüm sanatçılar, sanatın özgürlüğüne inanan tüm halkımız ve duyarlı örgütler davetlidir.

görsel

   
❌